Geleceğin Eğitimi, Çağdaş Bireysel ve Yönlendirici Eğitim Sistemi-2003
Bu Yapıtım 2003 yılından beri www.geleceginegitimi.com Eski Siteden alıntıdır.
+
DEMOKRATİK VE ÇAĞDAĞ EĞİTİM, GELECEĞİN EĞİTİMİ
Bu makale 1980 yıllarından başlanarak, ağırlıklı olarak 1990-2000 yılları arasında yazımını tamamladığım “Çağdaş, Bireysel ve Yönlendirici Eğitim Dizgesi/Sistemi adlı yapıtımdan, ÜLKEMİZDEKİ EĞİTİM SİSTEMLERİ ve ÜLKEMİZDE NASIL BİR EĞİTİME İHTİYAÇ OLDUĞU Ana Konularının özetlenmesini içermektedir. Bu yapıt 2003 yılından beri herhangi bir değişiklik yapılmadan GELECEĞİN EĞİTİMİ, geleceginegitimi kişisel web sitemde yayımlanmaktadır. (O yıllarda düzenlenen web sitelerine giriş yapılması, düzenlenmesi vb. özellikler bulunmuyordu) Bu nedenlerle 2003 sonrası Türk Eğitim Siste mindeki düzenlemelerden oluşan, bu makalemde yer alan ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK EĞİ TİMDEN SAPMALAR Ana Başlıklı Bölüm, Son yıllarda iktidarın her geçen yıl yeni düzenlemelerle Eğitimimizi Çağ Dışına attığı, bireyler arasında ayrıcalıklarla yaptığı, kalifiye ve gelişmiş bilim adamlarının “YURDIŞINA GİTMEYE MAHKUM EDİLDİĞİ eğitimde “KARANLIK YILLAR” ve ülke ekonomisi ve halkımız için “KARA DÜZEN” olarak anılan 2020 yıllarında; bu yapıtın basımında eklenecek düzenlemeleri ve eklentileri kapsamaktadır. Ancak bu yıllarda da basımı yapılamayınca, yapıtımın basımında eklemek üzere tavsiyeediyorum.com sitesinde” yer alan profilime; eğitimcilerin ve halkımızın bilgisine sunmak için eklenmiştir.
Aynı konuda 1980 Faşist Askeri Cunta Darbesi, 15 Temmuz Kalkışması ve sonrası Eğitim Sistemimizde yapılan düzenlemeler, bu yapıtta; ülkemizdeki insanlara verilen psikolojik ve ruhsal tahribatlara ise 2012 yıllarında, Kendimin geliştirdiği Strese Eğilim, Strese Dayanıklılık, Unutkanlık, DEHB, Türkmen Kişilik Envanteri, Özgül Öğrenme Güçlüğü-Disleksi, Duygusal Zeka-EQ, Eğitsel ve Psikolojik Testlerimi, GAÜ İşbirliği ile bu yapıtlarıma katkı sunacak ve Objektif Belirlediğim Gaziantep İli ve Merkez ilçelerindeki değişik semtlerdeki, farklı yapılara sahip liseler ve GAÜ Psikoloji öğrencilerinden oluşan örnekleme Test ve Yeniden Test Yöntemi ile sunularak, sonuçlar Bilimsel Yöntemlerle, İstatistiksel ve Betimsel olarak değerlendirilmiş; Geçerliliği ve güvenirliği yüksek bulunmuştur. Yaptığım Bilimsel Araştırmalarımın sonuçları, elde edilen veri ve bulgular sonucu; bu yapıtlarda düzenlemeler yapılarak, tamamladığım; 1-YAŞAMINIZI ZEHİR EDEN İZLERİ TEMİZLEMEK-BASIM-2017, 2- ÇAĞIMIZIN VEBASI STRESLE MÜCADELE-BASIMI-2021 de, 3-YAŞAMINIZI UZATMANIN SIRLARI, 4- İNSAN DENİLEN GİZEMLİ MAHLUK (Kişilik Çözümlemeleri) basılmak üzere hazırlanarak, psikolojik içerikli bu yapıtlarımda, toplumumuzun özellikle emekli ve dar gelirlerin, gençlerimizin ve öğrencilerimizin, muhalif siyasilerin…. Baş başa kaldığı sorunlar ülkemiz koşullarında yaşanan sorunlara psikolojik tanılar, tahliller ve açıklamalarla ayrıntılı olarak yer verilmiştir.
Çağdaş Eğitimin Basamakları/ Aşamaları, Küçük yaşlarda Kreş sonrası 4 ya da en geç 5 yaşlarında Ön Eğitim, 5 ya da 6 yaşlarında Okul Öncesi, İlköğretim, Ortaöğretim, Yükseköğretim basamaklarından oluşmaktadır. ( 4 yaşın dan başlayarak, en erken 6 yaş 6 aylıkken ilköğretim (İlköğretimin ilk kademelerinde 4. Sınıftan itibaren bireylerin yetenekleri, ilgileri ile belirlenmeye başlanmakta 14 yaşlarında ya da en geç 14 yaş sonunda yönlendirme yapılmalıdır) Öğrencilerin 4 ile5 yaşlarında, ilgileri uçarı da olsa bazı ilgilerini eğitimin çeşitli kademelerinde kalıcı olarak göstermeleri ( Özellikle, yeteneği varsa; yabancı dili basit olarak taklit yolu ile öğrenebileceği için yeteneklerinin keşfedip belirlenmesinde kolaylıklar sağlanmalıdır.) Ailelerce, yakın çevrece ve eğitimi süresince çocukların bu ilgileri desteklendiği, ödüllendirildiği, ilgili olduğu konularda olanaklar tanındığı, uygun ortamlar bulduğu ve bundan dolayı aile içinde, akran çevresinde yerinin daha önemsendiği hissettirilmekle kalınmayıp, sağlıklı pekiştirildiğinde; bu ilgileri kısa sürede yeteneğe dönüşmektedir. Tam tersi durumda bu ilgiler süreç içinde körelebilmekte, koşullar oranında farklı ilgilere yönlendirmeler olabilmektedir. Bu nedenlerle ilgi, istidat, yetenek vb. Bireysel Ayrıcalıklarına uygun ortaöğretim/lise programları/alanlarına uygun yönlendirme ilköğretimin ikinci kademesi yani 8. Sınıfın sonunda ( 2. Dönem) isteklerine uygun yapılmalıdır. Özellikle ortak alan derslerindeki, IQ-Akademik Başarı dikkate alınarak, Çok Programlı Lise Alan/ Programlarına; Akademik Başarıdan çok EQ-Duygusal Zeka ( Yetenekleri ve Bireysel Ayrıcalıklar) dikkate alınarak, Mesleki, Mesleki Teknik/Teknoloji Program/Alanlarına; Bunların dışında kalan ve kısa sürede meslek sahibi ve üretken olmak için İşe ve Hayata Hazırlayıcı programlar/ Alanlara eş söyleşiyle san’ at yani ata mesleklerine yönlendirme yapılmalıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucu her alanda, her ilde ihtiyaçlar ve ülke genelinde programlar belirlenir.( Devlet İstatistik Enstitüsü, Devlet Planlama Teşkilatı, Üniversitelerin Bilimsel Araştırmaları dikkate alınır) Belirlenen bu programlarda arz talep durumu dikkate alınarak, kontenjanlar belirlenir ve öğrenciler, Yönlendirme Kurulunca, her alana geçiş derslerinde ki not ortalamaları dikkate alınarak; Yükseköğretim/Üniversite Programlarına alanları ile ilişkili sınavsız geçişleri sağlanır. Eş söyleşiyle her alana/programa uygun olan ve belirli koşulları olan öğrencilerin her türlü dikey ve yatay geçişleri ve üst programlarla uzmanlaşmasının koşulları önceden düzenlenmelidir.
Dünyadaki tüm eğitimcilerin kabul ettiği, değişmez bir gerçek vardır. Her bireyin doğuştan getirdiği farklı bir potansiyeli yani bireysel özellikleri vardır. Her bireyde farklı olan bu potansiyel güç, eş söyleşi ile yetenekle; bilgi birleşimi kabiliyeti oluşturmaktadır. Kabiliyetler çevresel faktörlerle şekillenir. Yani ilgi ve yetenekler bilgiden yararlanma gücü ile orantılı yeniden şekillenerek, kabiliyetleri oluşturur. İkinci farklılık zihinsel-bilişseldir. (l Q de denilen Akademik Zeka ) ilgi, değer, duygu mizaç ve kişilik vb. bir çok farklılıklar bireyden bireye değişir. Bir diğeri her bireyde farklı olan bu özellikler ise Duygusal Zekayı oluşturur. (EQ) İşte her bireyde farklı, farklı olan bu özelliklerin tümüne; bireysel farklılıklar diyoruz. Bu farklılıklar her bireyde farklı oranlarda değişiklikler gösterir. ( Özdeş ikizlerde bile bazı farklılıklar olabilir) Bu nedenle her bireyin güçlü ve zayıf yönleri olduğu unutulmamalıdır. Her bir öğrencinin tüm bu bireysel özellikleri ve koşulları dikkate alınarak, diğer bir değişle güçlü ve zayıf yönleri, kabiliyeti, yeteneği, ilgisi ve isteği dikkate alınarak; uygun alanlara yönlendirildiklerinde, istekli oldukları alanda çabayı göstereceklerinden, koşulları uygun, istedikleri programlara yönlendirildiklerinde; başarı da kaçınılmaz olur. Tersi ise başarısızlık meydana getirir.
ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK EĞİTİMDE, YAPILACAK DÜZENLEMELER
Bilhassa eğitim, Bilgi ve Teknoloji Çağı koşullarına göre düzenlenmelidir. Bilgi Çağı bireyleri ön plana çıkarmaktadır. Bilgiyi insanlar, ürünü makineler üretir. Bu nedenle her alanda bilimden, teknolojiden, iletişimden vb. Çağa uygun yararlanmak eğitim sisteminin esaslarını oluşturmalıdır.
Çağdaşlaşmanın Atatürk’ün dediği gibi “Medeni ve Gelişmiş Ülkeler seviyesine gelmenin” koşulu, her alanda makineleşmeden, robot teknolojilerinden, sanayii ve endüstrinin yararlanacağı teknolojik araç ve gereçleri, Otomobil, Uçak, Silahlı Kuvvetlerinin Araç ve gereçleri, bilgisayar, uzay bilimleri alanında, denizcilik alanında ….. gelişmelerin, eğitim sistemimize adaptasyonundan ve buna uygun Çağdaş Programların oluşumundan geçmektedir. Çağdaş, gelişmiş, kalkınmış bir ülke olmanın ön koşulu her türlü çağın teknolojilerini dışardan alan değil; Çağın teknolojik Gelişmelerine ve geleceğe uygun eğitim programlarında, kendi gücü ile yapan ve üreten; diğer taraftan markalaşan Özel Türk Firmalarına kolaylıklar sağlayıp teşvik ederken, bazı stratejik olanları da devletleştirmek esas alınmalıdır.
Her Alanda Çağdaşlaşmanın ve Çağdaş Eğitimin amacı bu olmalıdır…
Programlar yöresel ve yerel olmalıdır. Ülkemizdeki iklim koşulları ve toprak analizi sonuçları ve birçok bilimsel çalışmaların dikkate alınarak mesleki eğitim yapılandırılmalıdır. İleride ayrıntılı olarak açıklanacağı gibi yörelerin, illerin coğrafi konumları, gelişme durumları ve gerçeklikleri dikkate alınarak, öncelikli o yörede işe yarayacak mesleki ve mesleki teknik eğitim programlarına yerinde eğitim ve uygulama dikkate alınarak; ağırlık verilmelidir.
Ülkenin, bölgenin ve bulunduğu ilin koşullarına uygun, ihtiyaç duyulan meslekler de ara gücü ve nitelikli kalifiye elamanların yetişmesini hedefleyip, gerçekleştirmelidir. Süreç içinde uzmanlaşmaları sağlanmalıdır.
İllerden, yörelere; yörelerden, bölgelerin, özellikleri, koşullarından; bölgelerden Türkiye Genelinde ülkemiz koşul ve ihtiyaçlarına uygun ve ülkemizin genel ihtiyaçlarına uygun tüm alanlara / programlara yer verilerek; ekonomi, istihdam, üretim gibi sorunlarını çözücü, her bireyin üretken hale getirildiği ve bunun sonucu illerden başlanarak, ülkemizin üst düzeyde gelişimine katkı sağlayacak biçimde genel bir seferberliğin başlatılarak, eğitim programlarının ihtiyaç, işe yararlılık toplum yararı gibi üretkenlik gibi koşulları ön plana alacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.(DPT) Programlar ağırlıklı olarak yöresel ve illerin koşullarına uygun yerel olmalı ve ülke genelinde daha az sayıda ihtiyaçlara uygun programlara yer verilirken; özelliği yönünden bu güne ve geleceğe yönelik ülkemiz talepleri karşılayacak özellikte olmalı; süreç içinde dünya ülkeleri ile yarışacak koşulların oluşturulması, olmazsa olmazlarımızdan olmalıdır.
Programlar, öğrencinin işine yaramayan, yaşantısında ve gelecekte kullanamayacağı, lüzumsuz bilgilerden arındırılmalı; öğrenciyi bıktırıcı, soğutucu yıldırıcı ve ağır müfredatlar bakımından, topluma yararlı birey olmanın gereklerini çağdaş insanı profilini oluşturucu, temel bilgi ve kültürün aktarıldığı insani özelikleri kazandırmaya yönelik bilgiler dışında gereksiz bilgilerden arındırılıp, sadeleştirilecek, şekilde gerekli içerik ve süre düzenlemeleri yapılmış olmalıdır.
Dünya ile entegrasyonun sağlanmaya çalışıldığı ve ülkemizin AB’ ye geçiş sürecinde yaşadığımız, ulusların globalleşmeye çalıştığı bir çağda yaşıyoruz. Bu çağa geçişte, globalleşen dünyada yerimizi almamız gerekmektedir. Bu amaçla insanlarımızın kendi yakın çevresinden başlayarak, ülkemizde, Avrupa Ülkelerine ve dünyaya uyum sorunlarını yaşamaması için eğitim sistemimizi, bugün İskandinav ve Avrupa Topluluğu ülkeleri ile ( özellikle Almanya’da) uygulanan yönlendirme boyutu ve ABD ’de uygulanan bireysel-yerel boyutu da dikkate alarak, İllerden başlanarak, Bölgelerimizin koşulları dikkate alınarak, ülkemiz koşulları ile birleştirilip, illerimize ve yörelerimize uygun mesleki, teknik ve işe hayata hazırlayıcı programlarının eğitimde yapılacak düzenlemeleri n hayati olacağı ve önemsenerek, gerçekleştirmenin gerekliliği öncelikli olarak ön plana alınmalıdır. Ayrıca bu günkü eğitim sistemi ve eğitim şekli bireylerin kendilerini her zaman geliştirip, yenilemesine olanak tanımamakta ve bu nedenle topluma yarar getirecek, üreterek üretime katkıda bulunup ülkesini geliştirmeyi sağlayacak bireyler topluma kazandıramamaktadır. Bunun yerine diplomalı işsizler ordusunu yetiştirilmektedir. Bu durum ülkemizde büyük sorunlar yaşamamızla kalmamakta, dünya ülkelerince yanlış tanınmamıza Avrupa ve Dünya ile entegrasyonda güçlükler yaşamamıza neden olacaktır. Eskiden olduğu gibi DPT ve 5 Yıllık Kalkınma Planları ve Devlet İstatistik Enstitüsü ( Sonradan TUİK olmuştur) verileri dikkate alınarak Türkiye’ deki her aşamada ki özellikle Mesleki ve Mesleki Teknik Eğitim ve Yükseköğretim Programına kaydı yapılan öğrenciler, kaydı yapıldığı ve mezun olacağı yıl dikkate alınarak; yapılan planlama ile mezun olduğu an sınavsız istihdamı sağlanmalıdır. Bu hususun, Milli Eğitim Politikası olması için yasal düzenlemeler yapılmalıdır) DDK İşlerlik kazandırılarak, denetleme önemsenmelidir.
Süreç içinde dünyadaki eğitim birliğine geçişte, her yörenin ve ilin eğitim koşulları uygun programlarda, çocuklarımızın ve gençlerimizin bireysel özelliklerine uygun çok değişik programlardan mezun olmaları dikkate alınarak; yetiştiği programlarla ilgili mesleklerde istihdam edilmeleri sağlanmalıdır. Üretken ve bulunduğu ilin üretimine katkıda bulunacak kalifiye elemanlar yetiştirerek, toplumun ülkenin kalkınmasına çalışarak katkı sunacak ve daha çok çalışarak; ancak her bireyin çalışması ile ülkemizin kalkınacağı ve gelişmiş ülkeler seviyesine erişeceğimiz asla unutulmamalıdır.
İlerde ayrıntılı değineceğim, yıllarca haksızlığa uğrayarak, elenen ve mağdur edilen üniversite mezunu genç lerimizin mağduriyetleri giderilmeden yani hakları teslim edilmeden, atamalarda ve istihdamda başlangıçta liyakat dikkate alınmamalıdır. Süreç içinde mağdurların mağduriyeti giderildikten sonra her kademede eğitim programlarının kontenjanları ihtiyaçlara uygun belirlendikten sonra kendiliğinden liyakat gerçekleşecektir. En önemlisi de her alanda belirlenen ihtiyaca uygun programlardan mezun olan gençlerimiz, il, bölge ve ülke ihtiyacımızı karşılayacağından; atamalarda Liyakat a gereksinim bile kalmayacaktır. Atatürk’ün de belirttiği gibi “Türk Milleti çalışkandır. Türk Milleti Zekidir….” Bizim insanımız kendilerine iş olanağı verildiğinde, çalışarak ülkesine katkıda bulunacaklardır. Ülkemiz kısa sürede çağdaş ve kalkınmış ülkeler arasında yer alacaktır.
Eğitim her kademede karma olmalıdır. Karma eğitim, kız erkek ayrımına gidilmeden sınıf ve dersliklerde birlikte eğitim yapılmasıdır. Pedagojik yönden ve bireylerin sosyalleşmesi, insan ilişkilerinin gelişimi, ayrımcılık ve farklılık duyguları yerine eşitlik duygularını geliştirdiği için çok sayıda yararı bulunmaktadır. Kız ve erkek ayrımcılığı birçok konuda olumsuzlukla birlikte ayrımcılığa ya da dışlanmaya kapı aralamakla kalmaz, cinsel ayrımcılığı, akranlar arası sosyalleşmeyi, sağlıklı aile yapısının oluşumunu vb. Engelleyerek, birçok olumsuzlukları tetikler. Bu durum göz ardı edilmemeli, önemsenerek karma eğitim eğitimde olmazsa olmazları oluşturmalıdır. Sosyalleşme ve sağlıklı bir toplum yapısı, karma eğitimden geçer… Bu nedenle, günümüzde ve gelecekte de kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim aldığı; karma eğitim, esas alınmalıdır.
Bilgi Çağını yaşadığımız şu günlerde, bilginin kazanılması kadar bilginin üretilmesi ön plana gelmiştir. Bilginin üretilmesi ile de bilgili, donanımlı bireylerin yetiştirilmesinin; önemini arttırmıştır.
ÇAĞIMIZIN ROBOTLARI, AKILLI MAKİNALARI VE YAPAY ZEKA
Aslında yapıtımın konusu olmayan ve benim alanıma girmeyen; ancak Çağdaş Eğitim Sistemlerinde, dünyadaki bilim, teknoloji, bilişim vb. Alanlarda çağdaş gelişmelere uygun her alanda gelişmeler eğitim le doğrudan ilişkili ve bağlantılı olduğu dikkatler alındığında; ülkemizin dünyadaki gelişmelere seyirci kalamayacağı, ihtiyaçlarını dışarıdan alan Dışa Bağımlı bir ülke olmaktan çıkarak çağı yakalayabilmesi için çağdaş gelişmelere uygun acilen eğitimden başlanarak endüstri, bilim, teknoloji, bilişim, dijital, iletişim vb. birçok alanda değişimler sağlaması gelişmesi ve kalkınması için zorunlu ve kaçınılmaz olmaktadır. Daha doğrusu çağa uygun robot teknolojilerinden ve yapay zekadan her alanda yararlana bilmesi öncelikli eğitilmiş ve donanımlı elemanlarla yani insan gücü ile gerçekleşmektedir.
Bu nedenle her türlü gelişme, değişme akla geldiğinde eğitimin önemi yadsınamaz düzeyde önem kazanmaktadır. Özellikle ülkemizin tarım ve hayvancılık alanlarından başlanarak, üç tarafı deniz olduğu dikkate alındığında denizcilik, deniz teknolojilerinden en üst düzeyde yararlanmamız gerektiği, bunun içinde robotlara gereksinim duyulduğu, endüstri alanında ve havacılık, savunmaya yönelik hava teknolojileri ve robotlarına ihtiyaç bulundu ğu; kısaca her alanda fabrikaların, üretim tesislerinde robotlara ihtiyaç duyulduğu, aşağıda robotlar ve yapay zeka konusundaki verdiğim kısa bilgiler incelendiğinde, önemi daha iyi anlaşılacaktır. Bu nedenle öncelikli bunları kullanacak ara gücü elemanlarına, yetişmiş üst düzeydeki kadrolara olan ihtiyaçlarımızın eğitimle sağlanacağı, bu nedenle de Mesleki, Mesleki Teknik yani Teknoloji ve İşe Hayata Hazırlayıcı her kademedeki okul türlerinin her kademesi ve aşamasında, robotlara ve yapay zekaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Çağımızda ürünün çabuk, kaliteli ve seri üretimini makineler, çağın makinelerini üretmek için gerekli bilgiyi ise alanında nitelikli yetişmiş insan gücü üretmektedir. Bilginin üretiminde, nitelikli bilginin üretilmesi esas alınması gelişmede zorunlu olmaktadır. Tüm bu nedenlerle çağımızda, insanlar edindikleri nitelikli bilgilerle, ürettikleri makinelerden ya da robotlardan yararlanarak; nitelikli üretimi gerçekleştirmektedirler. Nitelikli bilgi, insanın nitelikli yetişmesi ve yetiştirmesi ile gerçekleşir. İnsanın iyi yetişebilmesi, kendini gerçekleştirip, kanıtlayabilmesi, bireysel ayrıcalıklarına uygun hazır lanmış çağdaş eğitim programları ile gerçekleşir. Bu amaçla her bireyin bireysel ayrıcalıklarına uygun yetiştirilmesi, gelişmeleri ve üretken bireylere dönüşümleri; çağımızın eğitim sistemlerinde hedeflenmekle kalınmamalı; çağdaş eğitimin olmazsa olmazlarını oluşturmalıdır. Yine günümüzde teknolojinin gelişmesine paralel olarak yapay zeka ile ilgili yapılan çalışmalar artmaktadır. Ben bu konuda ülkemizde yapılan bazı bilimsel araştırmalardan alıntı yaptığım ve Çağımızın Ürünleriyle ilgili açıklamalar yapmayı okuyucularım adına borç bildiğim için bu bölümde açıklamalar yaparak, aslında günlük hayatta kullandığımız, hatta belki de robotlar ve yapay zeka konusunda bildiğiniz bir konuyu, yeri gelmişken ne kadar önemsememiz gerektiğini vurgulamaya çalışacağım.
Çağımızda dünyamızın bilim, teknoloji, bilişim, elektronik, sanayii endüstri vb. Birçok Alanda baş döndürücü bir hızla geliştiği; bu gelişmelerle bağlantılı olarak her türlü kara, deniz ve hava araçlarının geliştirilmesi; çağa uyarlanarak insanlara yararlı hale getirilmesi zorunlu hale gelmesi Robotların ve Yapay Zekanın, Endüstride 4.0, Tarım ve Çiftçilikte, Eğitimde, Sağlıkta, Lojistik ve Konaklamada ve yol bulma hizmetleri, Parekende Şirketlerin de, İntel Makine Görüşü Sistemlerinde, Montaj, Kaynak, Depo Güvenliği, Akıllı Şehirler vb. Yüzlerce alanda ve sektörde kullanılmasının önemini arttırmıştır. Depolama, büyük verileri işleme, yükleme, kimlik doğrulama, yetkilendirme, yapay zeka süreçleriyle bakım ve değerlendirmeleri ( IoT) gerçekleştirilir. Her Makine ve Robot KUKA ek bilgileriyle zenginleştirilir. Yapay Zeka Endüstride 4.0′ la Geleceğin Akıllı Teknolojileriyle, Robotlar Arası İletişim Makineleri bağımsız öğrenmeye kendi başlarına üretim yapma ve üretimin daha verimli hale gelme sini sağlamaktadır. Sonuç olarak günümüzde Güney Kore, Almanya, Japonya başta olmak üzere birçok ülkede özellikle sanayii başta olmak üzere yukarıda belirttiğim alanlarda Akıllı Robotlar kullanılmaktadır. Robotlar öğretil miş işlemleri ve hareketleri, çok daha güvenli, hızlı ve ekonomik şekilde yapmak için tasarlanmış mekanik sistem lerdir. Robot teknolojisinin doğuşu, tehlikeli, kirli ve zor işleri insan yerine yapacak bir makine talebine dayan maktadır. 10.000 işçiye karşı 300 robot yukarda adı geçen ülkelerde kullanılırken, bizdeki sayının 9 ile 10 civarında olması bu alanda ne kadar geride olduğumuz gerçekliğini vurgulamaktadır.
Yapay Zeka, canlıların ve insanın davranış biçiminden esinlenerek, insansı davranışları gösterme, sayısal olarak mantık sağlama, hareket, konuşma ve ses algılama gibi pek çok yeteneği beraberinde taşıyarak; bu sayede yazılım ve donanım sistemleri bünyesinde barındırır. Özellik bakımından, canlı bir organizmadan yararlanma dan, tümüyle yapay araçlar ile oluşturulmakta ve insana özgü davranışlar ve hareket ler göstererek, makinelerin çalışma sistemiyle çalışan teknolojik bir özelliğe sahiptir. Sistemlerin modelleme çalışmasının, zeka bilim ve teknolojiyi bir araya getiren; insanların iş yükünü hafifletmesinin yanı sıra insansı özellikleri de kopyalayarak; kendisinde bir karakter ve düşünme yetisinin oluşmasına izin veren Yapay Zeka Üreticileri ileride yaşanabilecek sorunların oluşmasına da zemin hazırlamaktalar. Bu nedenlerle bir çoğunu okuyucularımın tanıdığı ve yaşamında her alanda kullandığı, Yaygın Robot Türleri hakkında çok kısa bilgiler vermek istiyorum.
1- Veri ve Endüstri Robotları: Genelde “Öğrenmeyi Öğrenmektedir.” Ancak sümile ederek veri topla ma, aktarma ve robot etkileşimi işlevlerinde güçlükler ve bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bunun giderilmesi ve ortadan kaldırılmasını sağlamada, çağımızda Optemize Edilmeleri ve Programlanmaları gerekmektedir.. 2- Sümülasyon Operasyon Teknolojisi, 3- Edge Ağ Geçidi, 4- Hücre Ağı Yöntemleri: Gerçek nesnelerin bilgileri mevcut durumda toplanır, birleştirilir, sıkıştırılır ve şifrelenir. Ayrıca Edge Ağ Geçitlerini mevcut üretim tesislerine kolayca entegre edebilir ve Edge üzerinden Bulut ile İletişim Kurabilmesi böylece onları yeni Dijital Dünyaya bağlayabilir. Belirleyici gerçek zamanlı iletişim ve uzaktan bakım yapma sağlanabilmektedir. 5- Otomatik Yönlendirmeli Araçlar ve Otonom Mobil Robotlar 6-Sensörlü ve Kameralı Teknoloji Donanımlı Robotlar: Farklı ortamlarda serbestçe dolaşan yönlendirmeli ve tanımlanmış malzeme, koli ve yükleri taşıma vb. işlevlerle insanların işlerini kolaylaştırmaktadır. Yani kısa zamanda daha çok işler yapılmaktadır. Ağırlıklı olarak endüstride kullanılan 7- Orta Ölçekli Makinelerden dijitalleşmenin öncüsü KUKA dır. Dijital Teknolojilerle üretimi birleştirerek, Endüstri Platformu oluşturarak; Endüstride 4.0 yakalayıp, gerçekleştirmeye katkı sunmaktadır.
Çağımızda Geleceği Belirleyecek ve Öncelikli Kullanılacak ve kullanılmakta olan Robotlar: 1-Shimon: Müzik dinleme, taklit etme, doğaçlama yapma ve el sallama özelliklerine sahiptir. Süreç içinde daha fazla özellik ve donanım yüklenebilir. Yüklenen binlerce şarkıdan esinlenerek, beste ve yeni müzikler yapan Robot Türleri de bulunmaktadır. 2- Restoranlarda Kullanılan Akıllı Teknolojiler: Turizm sektöründe kullanılan, Robot Restoranlar, yiyecek ve içecek işletmelerindeki yemek, fiyat, servis, personel, atmosfer, deneyim, temizlik, Robot Gar son, Robot Aşçı ve akıllı uygulamaları, robotlar alarak; insan gücünün yerini almaktadır. 3-Biyonik Karıncalar: Hayvanlar Alemindeki ekip çalışması, işbirliği ve koordinasyonu, özellikle karıncalardaki Otonom Düşün meyi geleceğin fabrikalarına getiriyorlar. 4-Ocean One: Dalgıç ve dalış robotu olarak, tehlikeli bölgeye doğru inerken, operatörü yüzeyde eli bile ıslanmadan durarak bir bilgisayar ekranından gözlemleyip, mercan kayalıkları keşfede biliyor, denizdeki petrol kulelerini inceleyebiliyor, insanlar için riskli yerlere gidebiliyor. 5- Kullanılan Uygulama Alanlarına Göre Robotlar: Endüstriyel Robotlar, Ev Robotları, Tıbbi Robotlar, Eğlence Robotları, Uzay Robotları, Servis Robotları, Hobi ve Yarışma Robotları, Askerî Robotlar, Sanal Robotları sayabiliriz.
Ülkemizde üretilen Deniz ve Tarıma dayalı tüm ürün ve mahsulleri dikkatle toplamaktan, ambalajından, taşınmasına kadar, otomobil montajına ve ilaç dağıtımına kadar robotik çözümleri, çeşitli sektörlerde üretkenliği geliştirmekle kalmamakta, daha fazla esneklik sağlayarak, güvenliği artırmaktadır. Çağımıza ve geleceğe yönelik olarak her alanda geliştirilen robotların güçlü ve insan odaklı olarak üretimde yer alması sonucu öğretilmiş ve yüklenmiş işlemleri ve hareketleri verilen komutlar hızlı, güvenli, seri ve ekonomik olarak, sorunsuz yerine getirmeleri sonucu; özellikle insanlar için tehlike arz eden ve insan sağlığını olumsuz etkileyen ortamlarda kullanımı nı kolaylaştırmaktadır. Yine insan zekasının ürününü oluşturan ve insanı taklit eden ve işlenen veriler ve üst düzey de bilişsel becerilerin yapılmasını sağlaması, bazı görevleri noksansız yerine getiren, Yapay Zeka bir çok alanda işleri kolaylaştırırken; insan zekasının üstünde mantıksal, matematiksel bilgileri öğrenmesi ve taklit beceri sinin yüksek olması nedeniyle, kontrolden çıkması ve denetimin yitirilmesi koşullarında; bazı risk unsurlarını ve etik sorunları nedeniyle temkinli yaklaşılmaktadır. Ancak yaratıcılık gerektirmeyen ve belli kalıplarda işlevlerin yüklenerek, akıllı uygulamaların işlendiği Robotlar ve Yapay Zekanın kontrolünün sağlandığı durumlar da sanayii, endüstri, turizm, lojistik, taşıma, teknolojide, özellikle eğitim materyalleri, uzaktan eğitim modellerinde vb. çok sayıda alanda kullanılmaktadır. Bu nedenlerle ülkemizin çağı yakalamasın da, ülkede bu türden Robot ve Yapay Zeka Teknolojilerinin geliştirilip, ilerlemenin ve özellikle endüstri alanlarında kullanılmasının çağı yakalamakla kalmayıp, geleceğin endüstrisinin oluşumunda katkısı yadsınamaz derecede büyük olacaktır.( Endüstrinin 4.0 olması)
Günümüz üretilen ürünleri seri, kusursuz ve çok daha kısa sürede üretmesi dikkate alındığında üretimde rekabet koşulları bakımından, robotlar ve yapay zekayı çok önemli noktalara taşımaktadır. Sanayinin her noktasında montaj, otomasyon, kaynak, otel ve restoranlarda, taşıma ve lojistik vb. çok sayıda alanlarda, ihtiyaç duyulmakla kalmayıp, birçok insanın yapacağı işleri daha seri, hızlı ve kaliteli yapacağı iş ve işlevlerden dolayı, tercih edilirken, işsizlik sorunlarına sebep olacağı endişesini de birlikte taşımaktadır. Bu nedenlerle bu alanlarda çok hızlı olarak yatırımlar yapmak, çağımızda ve gelecek önem arz etmektedir. Robotlaşmaya çok hızlı bir geçiş yapılmaması halinde çağdaş ülkeler arasındaki aşılan mesafelerin telafisi imkansız hale gelebilecektir. Sanayiinin her noktasında ihtiyaç duyulan, taşıma, kaynak, montaj, yüzey işleme gibi uygulamalar başta olmak üzere, insan gücü nün yapabileceği hemen hemen her işi yapabilen endüstriyel robotlar, Türkiye’nin gerçekleştirmeye çalıştığı endüstriyel ilerlemeyi ve ülkemizin gelecekte gelişmiş bir ülke olmasını sağlayacak sihirli anahtarlardır. Ne zaman ki!.. Eğitim başta olmak üzere, Bilim Adamları yetiştiren Fen Edebiyat, Mesleki Teknik ve Teknoloji Liselerinin Programlarının Bilim, Teknoloji, Bilişim, Endüstri….vb. Alanlarda Çağımızın koşul arına hatta en az 20 ile 50 yıl ilerisine taşıyacak programları arttırarak, çağımızda gereksinim duyulma yan ve köhnemiş programların kontenjanlarını azaltarak Çağdaş Eğitim Sistemine geçtiğimizde, çağın teknolojileriyle donanmış, kaliteli iyi eğitilmiş her alanda Bilim Adamları, Teknisyenler, Teknikerler, Mühendisler ve Yüksek Mühendisler yetiştirilmeye başlandığında ülkemizin kısa sürece gelişip, kalkına rak; çağdaş ülkeleri yakalayacağını, bu yapıtımın yazımına başlandığı 1980 li yıllardan beri, 2000 li yıllardan, günümüze hep savundum ve savunacağım.
ÇAĞDAŞ VE GELECEĞE UYGUN BAZI MESLEKLER
Geleceğin Meslekleri : Teknoloji, bilimsel, sosyal, ekonomik, çevresel ve kültürel gelişmeler son 100 yılda o kadar hızla koşu yor. Yapay Zeka 2030 yılına o kadar o kadar ilerleyecek ki günümüzdeki işlerin %30 yapay zekaca yapılacak. Analitik düşünce, düşünce ve öğrenme, dikkat becerisi, zeka becerileri, görsel hafıza becerileri kazandırılması Geleceğin Mesleklerine uyumu kolaylaştıracaktır. Bu nedenle şimdiden çocuklarımızı bu alanlarda geliştirmeli ve geleceğin mesleklerini hazırlamalıyız. Geleceğin en popüler bazı meslekleri: Aktüer ya Uzmanı: Ölüm, yaralanma, hastalanma, sakatlanma emeklilik , hırsızlık, deprem, kazalar, sel ve yangın afetleri risk değerlendirmesi, finansal kayıpları engelleme. Finansal Yönetici: Finansal Yönetim süreçleri ve Risk Değerlendirmesi, Epidemiyologlar: Toplumda ortaya çıkabilecek hastalıklar, sağlık koşulları ve kazaları araştırırlar. Finansal Yöneticiler: Mobil uygulama ve oyun geliştirme, alışverişten oyuna, güvenlikten bankacılığa ve müzik dinleme hizmetleri, Endüstriyel Veri Bilimci: Verileri toplar, üzerinde analizler yapar, online alışveriş ve dijital dönüşüm, Robot koordinasyon Uzmanı: Üretimde kullanılan robotların bakımından, onarımına, koordinasyonuna ve yeni beceriler kazandırılması, IoT Uzmanı: Nesnelerin internete bağlı yönetimi, akıllı binalarda akıllı aygıtlar, klimalar her şey uzaktan internetle bağlantısıyla yönetilmesi, Veri dedektifi: Nesnelerin interneti teknolojisinden, internet ağlarından elde edilen bilgileri çözümleyip analiz etmek, Veri Güvenliği Uzmanı: Ebeveynler kendilerini ve çocuklarını teknolojinin getirdiği sonuçlara, siber saldırılara karşı korumak ve önemli bilgileri gizlemek. Akıllı Şehir Uzmanı: Akıllı şehirlerden eve kadar, sensörlü alıcılarla elektrik, su, doğalgaz, internet vb. Donatılması arızaların görsel zekayla giderilmesi. Yapay Zeka Uzmanı: Yakın zamanda sağlık, teknoloji, üretim başta olmak üzere bir çok farklı yer ve alanlarda yapay zeka kullanılacağı için Yapay Zeka Uzmanlarına ihtiyaç arta caktır. Yapay zeka algoritmalarının geliştirilmesi, öğrenme modellerinin eğitimi ve uygulaması, farklı veri kaynaklarının analizi derin öğrenme, makine öğretimi teknikleri ve kullanma, karmaşık sorunları çözme, otomasyon görüntü ve ses tanıma, etik ve güvenilirlik teknolojilerinin kullanımıyla yüksek talep görecek mesleklerdendir. İklim Hava Durumu Kontrol Uzmanı/ Mühendisi: Hava durumu, iklim, seller, kuraklık, orman yangınında, Küre sel ısınmayı incelemek, çözümler üretmek. Sentetik Biyoloji Uzmanı: Dünyada ve ülkemizde en önemli besin kaynakları ( kırmızı ve beyaz et, balık ürünlerinin) ve beslenme zincirinin arttırılması ve birçok canlı organizmanın yapay üretimi. Biyometrik Yüz Okuma: her insanın jest, mimik ve yüz hareketlerinin incelenerek, Biometrik yüz okuma ve profil tanılamada güvenlik güçleri, psikologlar, psikiyatrlar, işe alım uzmanları yararlanıp, kullanmaktadır. E–Spor Koçu: Oyunlardaki rekabet, çeşitlilik ve ödüller sporcu sayısını artırmakta, antrenöre, mentöre ve koça ihtiyacı arttırmaktadır. Motivasyon, kon santrasyon, çalışma disiplini, strateji ve etik becerilerinde çalışmalar. Blockchain Uzmanı/Geliştiricisi: Kripto Paralar, Bitcoinin altyapısını, teknolojisin gelecekteki konumunu kavrayıp, teknolojisine hakim elemanlardır. İnsan Kaynakları Uzmanı: Maaş belirleme, bordrolama, motivasyon, iş yükünü düzenleme, etkinlik düzenleme organizasyonu yönetme, işe alım, iş akdi feshi işlemleri yürütür. Ekoloji Uzmanı: İnsanların ve diğer canlıların birbirleriyle ve çevresiyle kurduğu ilişkinin incelenmesi. Nüfus artışları, küresel ısınma, yaşam alanlarının azalması ve yok olması su kaynaklarına erişim gibi konularda çalışırlar. Mekat ronik Mühendisliği: Gelecekte yıldızı parlayacak mesleklerden biridir.. Otomotiv, robotik üretim, havacılık gibi alanlarını kapsamakla kalmayıp, dünya genelinde ihtiyaç duyulan çok geniş bir yelpazede iş bulma olanağına sahiptirler. Metaverse Uzmanı: Teknoloji, robot çağının, diğer değişle Uzay çağındaki birçok gözde meslekleri bir araya getirerek, bir çatı altında birleştirecek geleceğin meslekleri arasındadır. Meta verse Araştırmacısı, Planlamacısı, Ekosistemi Geliştirici, Siber Güvenlik Uzmanlığı, Odaklı Donanım Geliştirici, Eğitmeni, Dünyası Tasarımcısı, Hikaye Anlatıcısı vb. Başında Metaverse olan alt dalları bulunmaktadır. Prompt Mühendisi( Komut Mühendisi): Yapay Zeka Sistemlerinin geliştirilmesi. Kullanıcı tarafından verilen giriş ve çıkış komutlarının tasarımların da uzmandır. Sistemlerin üretimlerini ve çıktılarını almayı sağlar. Yapay Zekanın en verimli komutlarla yönlendirilmesi ve ortaya verimli sonuçların çıkması becerilerini kazandırır. Uzaktan Çalışma Uzmanı: Pandemi, teknolojik iletişim araçlarının gelişmesi şirketlerin uzaktan hizmet vermesini yaygınlaştır maktadır. Uzaktan çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığını korumak, en iyi çalışma koşullarını belirleyip, çalışanların işbirliğini, verimliliğini uygun alt yapı oluştu rup, uygulayacak ve şirketlere danışmanlık yapacak uzmanlara gereksinim vardır. GBT Uzmanı: GBT Modellerini anlamak, ayarlamak ve optimize etmek için derin bir anlayışa sahip olmak, kullanım durumlarına uyarlamak özelleştirmek için verilerini yöneltme becerilerine sahip; dil modelleri kullanarak otomatik metin üretimi, dil anlama, metin tabanlı soru cevap sistemleri uygulamaları. Sağlık ve Yaşlı Bakım Uzman ları: Yüksek derecede empati, duygusal zeka ve insan ilişkileri gerektiren bu meslek, ayrıca derin anlayış ve şefkat gerektirir. Bireyler için bakım planları oluşturur, hastaların ruh halini ve sağlık durumunu dikkat le izler ve onlara güven ve huzur veren ortamlar hazırlar. Hastalarla kurdukları kişisel bağ sayesinde onla rın yaşam kalitesini arttırılarak, kendilerini iyi hissetmelerini sağlarlar. İnsan odaklı yapısı sayesinde teknolojiden etkilenmeden ve asla yok olmayan meslektir. Zanaatkarlık: Marangozluk ve diğer benzeri Zanaat Dalları yüksek derecede el becerisi, yaratıcılık, kişisel dokunuş ve el işi gerektiren meslekler, teknoloji den daha az etkilenecek mesleklerdir. Bilgisayarlar ve robotlar ustaların yaptıklarını tam olarak taklit edemez bu nedenlerle bu tür meslekler her dönemde devam edebilir.
Çocuklarımızın doğuştan donanımlarıyla var olan bireysel ayrıcalıklarını geliştirmek ve gençlerimizin bireysel yetenekleri ve ayrıcalıklarına uygun, geleceğin mesleklerine yönlendirilmede adapte olmaları ve uyum sağlamalarında güçlükler yaşanmaması için ezber bilgilerin yüklendiği eğitim sistemlerinden vaz geçilmesi yeterli olmayacaktır. Bu nedenle her seviyede ki eğitim kademelerinde şimdi sayacağım mesleklerin alt yapısını kazandırıcı beceriler geliştirilmelidir. Analitik düşünce, problem çözme, öğren menin öğretimi; yetenek ve donanımlarına uygun her yaşta ve eğitim seviyesinde gerekli olan temel bilgi ve becerilere sahip olmaları ve teknoloji, bilişim ve internetin baş döndürücü ve beklenmeyen bir hızla gelişimine ayak uydurabilmelerini sağlayıcı, seviyelerine uygun zeka oyunlarından başlanarak, problem çözme, sorma, sorgulama, eleştirisel düşünce ve analiz edip çözüm üretebilme, yaratıcı düşünceyle farklı çözüm yolları bulma, robotlarca zor olan sosyal ilişkiler, iş bitirici ve çözüm odaklı olmaya, iyi bir dinleyici olma ve empati kurmaya vb. Çok sayıda ve çok yönlü becerilere önceden hazır olmaları ve sağlam temeller atıldıktan ve yönlendirilmeye hazır olduktan sonra, lise programlarına yönlendirile rek, geçişlerinde; yetenek ve donanımlarına uygun meslekleri seçmeleri zorunluluk haline gelmektedir.
Yukarıda saydığım ve kısa bilgi verdiğim bazı meslekler dışında gelecekte popüler olacak, en çok para kazandıracak ve geçerli olacak meslekler: Genetik Uzmanı, 3D Yazıcı Uzman Mühendisi, Veri Analizi Uzmanı, Robot teknolojileri Mühendisi, Giyilebilir Teknoloji Tasarımcısı, Dijital Yol Denetleyicisi, Geri atri ( yaş sağlığı) Uzmanı, Gerontoloji ( yaşlanmayı inceleyen) Uzmanı, Yazılım Geliştirici, Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Dijital Rehabilitasyon Uzmanı, Alternatif Enerjiler Mühendisi, Bilgi Güvenliği Uzmanı, Biyomedikal Uzmanı, Dijital İçerik Uzmanı, Drone Pilotu, Akıllı Bina Uzmanı, AR ( Arıtıl mış Gerçeklik) Geliştirme Uzmanı, ARGE ( Araştırma ve Geliştirme Endüstrileri) Mühendis/ Uzmanı, Kentsel Tasarım Uzmanı, Etik Uzmanı, Kişisel Marka Danışmanı, VR ( sanal gerçeklik) Geliştiricisi ve Tasarımcısı. Meslekleri sayabiliriz. Çağdaş ve bilimsel gelişmelere bölgelerin, illerin ( Yöreler) koşulları na ve ihtiyaçlarına göre daha fazla sayıda mesleğin ortaya çıkması doğaldır. Bu nedenlerle, Ülkemizde özellikle Fen edebiyat Programları başta olmak üzere, geçerliliğini yitiren ve ihtiyaç duyulmayan programlarda, hatta gelecekte işe yaramayacak alanlar kapatılarak ya da arz talep ve ülke ihtiyaçları dikkate alınarak sınırlı kontenjanlar açılarak. Bunların yerine yukarıda saydığımız Çağdaş ve Geleceğe yönelik bilim dalları illerin ve bölgelerin koşulları ve özellikleri dikkate alınarak; bu mesleklerde diğer mesleki ve mesleki teknik eğitim programların da olduğu gibi Meslek Liseleri, Meslek Yüksek Okulları ve Üniversite Programları açılarak, her alanda Teknisyenler, Teknikerler, Mühendisler ve Uzmanların yetiştirlmesine yönelik programlar ve alt dalları; daha fazla zaman kaybetmeden açılıp, ülkemizin ihtiyacı olan ara gücü kalifiye elemanlar ve nitelikli uzmanlar yetiştirilmeli ve eğitim üretim ve ülke kalkınması için ülkemizin tüm kaynakları acilen, seferber edilmelidir.
Yine çeşitli makalelerimde ve bu yapıtta detaylı açıkladığım, Çin ve Kuzey Kore den öcü gibi korkulduğundan bu ülkeleri şimdilik, dışarıda bırakarak, bilindiği gibi Almanya ve Japonya iki Dünya Savaşından yenik ve harap çıkmalarına karşı; Eğitimlerinde Mesleki, Mesleki Teknik- Teknoloji, İşe ve Hayata Hazırlayıcı Programlar sayesin de gelişmiş ve çağdaş ülkeler seviyesine gelmişlerdir. Bu ülkelerden ders çıkarmanın, nitelikli elemanların dan yararlanmanın zamanı gelmedi mi? Halen Din Adamı yetiştirmeye ve çağdışı tarikat yapılanmaları na izin vermenin amacı nedir? Bunlar da yetmez gibi çağımızda işe yaramayan programlardan üniversiteyi bitirdiği halde iş bulamayan nesiller olmasına rağmen üretim değil tüketim toplumunu yetiştirme ye direnerek ve devam ederek; çocuklarımızın, gençlerimizin, gelecek nesillerin hem bugününü hem de geleceğimizi karartmaya devam mı etmeliyiz? Ayrıca çağdaş teknolojilere büyük paralar harcayarak dışa bağımlı olmaya mı devam mı etmeliyiz? Yoksa çağdaş teknolojileri üretecek liseden başlayarak, yüksek okul ve üniversite programlarında çağdaş programlara yer verecek, donanımlı ve nitelikli nesiller yetiştirmeyi üreten ve kalkınan çağdaş bir Türkiye’ yi mi tercih etmeliyiz? En önemlisi de Başbakanlığa bağlı DİK “Devlet İstatistik Kurumu” DPT, ( Devlet Planlama Teşkilatı” vb. kurumlar çağa uygun ve yeniden düzenlenerek; ülkemizde her alanda ne kadar Kalifiye Ara Gücü Elemanlarına ( Teknisyen, Tekniker), Uzman Mühendise; Ne kadar Öğretmene, Ne kadar Hukukçuya, Ne kadar Sağlık Personeline vb. İhtiyaç var ilçelerden, illere ve Türkiye Genelinde ihtiyaçlar belirlemelidir. DPT bu verilerden yararlanarak, her türdeki liselerin alanlarına yönelecek öğrencileri 5 Yıllık Kalkınma Planları doğrultusunda belirlemelidir. Arz ve talebe göre liselere yönlen dirilen bu öğrencilerin ihtiyaca uygun istihdamı sağlanmalıdır. (Mesleki Eğitimde örnek verildiği gibi yalnız devlet sektöründe değil özel sektörde de istihdamlarının sağlanacağı hususlar açıklanmıştır.) Kısaca İlköğretim sonunda ya da 9. Sınıflarda Yönlendirmelerde, DPT’ nin belirlediği ihtiyaç duyulan kontenjanlar arz ve talep dengesini sağlayacak biçimde yönlendirildiğinde; üniversite programlarındaki kontenjanlarda bunu göre belirlenip açılmalıdır. İhtiyaç duyulmayan diğer bir değişle yönlenmenin az olduğu programların Yükseköğretim programları buna göre sınırlandırılmalıdır. Bu şekilde planlamalar yapıldığında ( Üniversiteye geçiş yapacak gençlerimiz teknisyen olarak iş hayatına atılacağından, Açık Öğretimde daha üst programlara geçişlerle eğitimde fırsat eşitliği gereği kariyer yapmasına, uzmanlaşmasına olanak tanınacaktır. Mesleki, Mesleki teknik ve İşe Hayata Hazırlayıcı programlarda bu ağırlıklı olarak yaşanacaktır Yukarlarda belirtiğim gibi bu oran en az %40 olacaktır. Diğer liseler den Kampuslar bünyesindeki Yüksek Okul Ön lisans, Üniversitelerin Lisans Programlarındaki kontenjanlar da arz talep durumuna göre yönelecekleri derslerin başarı ortalamaları dikkate alınacağından…) Sınavlar ortadan kalkacak, bununla bağlantılı bazı programlar ve eğitim kurumlar ( YÖK, ÖSYM vb.) işlevlerini tamamladığı için kapatılacaktır. Diğer bir değişle her düzeyde programdan, özellikle Mesleki, Mesleki Teknik-Teknoloji, Endüstri Programları öncelikli olmak üzere İşe Hazırlayıcı Programlarda en az Lise Düzeyi Teknisyen ya da Yükseköğretim Ön Lisans düzeyinde Teknikerlere, robot teknolojisini kendi alanında kullanma becerisi kazanacağından, Diğer Programlarda ( Sağlık, Adalet, Tarım, Ticaret, Turizm vb.) Ön Lisans düzeyinde yardımcı personele ve ara gücü elemanlarına ihtiyaç bulunduğu dikkate alınarak, istihdamları sağlanabilecektir. Yine mesleki ve işe hayata hazır layıcı programlarda zeytincilik, Fıstıkçılık, Aşçılık, Seracılık, Kuaförlük, Arıcılık, Marketçilik, Balıkçılık vb.)
Günümüzde Türkiye’ de robotlardan ağırlıklı Yedek Parça üretimi yaptığı ülkemiz, lojistik ve taşımaya ağırlık verildiği görülmektedir. Bununla kalınmayarak, Mesleki ve Mesleki teknik Eğitim, İşe Hayata Hazırlayıcı Programlarda Kara, Hava ve Deniz araçlarında montaj, punta kaynak, yüzey işleme ve çapak alma gibi uygulamaların dışında süreç içinde ihtiyaç duyduğu endüstri, teknoloji, bilim, bilişim ve tarım- hayvancılık gibi alanlarla ilişkili Robotlar ve Yapay Zeka üretimine geçebilecektir. Bununla bağlantılı olarak, her alanda ve her düzeyde mezunu olacak her bireyin, istihdamları sağlanmış olacaktır. Eğitimin temel işlevi, tüketim toplumunu yetiştirmek için değil üretim toplumunu yetiştirmek; amacını yerine getirmiş olacaktır. Bu amaçla teknoloji, sanayii, endüstri vb. alanlarda olduğu gibi tarım ve hayvancılıkta da çağdaş bireylerin yetiştirilmesi, diğer bir değişle bilim sel tarım ve hayvancılığın nitelikli teknisyen, tekniker ve mühendislerle gerçekleşeceğinin bilincinde olarak, buna uygun eğitim programlarının illerin, bölgelerin ve ülkenin koşullarına, arz ve talep dengesini karşılayacak biçimde planlanması, üretken, verimli ürünleri yetiştirecek kalifiye ve uzman bireylerin yetiştirilmesi, hedeflenip, esas alınmalıdır. Kısaca, Çağdaş eğitimde, çağın bilimsel ve teknolojik gelişmeleri dikkate alınarak, uygun düzenlemeler yapılmalıdır. Ülkemizde, yabancılara muhtaç olmamak için özellikle tarım ve hayvancılıktan başlayarak, her alanda, kendisine yeten hatta başka ülkelere ihraç eden ülke olarak, devamlılığı sağlamak için bilimsel ve modern tarım ve hayvancılığa geçmenin önem kazandığı dikkate alınarak, çağdaş teknolojilerden yararlanarak, üretimi arttırmak için çaba gösterilmelidir.
Dünya nüfusu arttıkça ülkemizdeki ekili toprakların, su kaynaklarının da öneminin artacağı göz önüne alınarak planlı, sistemli, çağdaş teknolojilerden yararlanmakla kalınmamalı; üreticileri destekleyici önlemler almak da devlete düşün görevlerden olmalıdır. Her alanda gelişmemizin en belirleyici koşulu bilimsel yöntemlerle, ihtiyaç duyulan insan potansiyelinin de çağdaş yetiştirilip, çağdaş birey olarak bilgi ve davranışlar kazanması için, demok rasiyi ve insan haklarına inanan, özümse yen ve uygulayan, ülkesinin çıkarlarını kendi çıkarından önce sayan, koruyup, gözeten, ülkesini seven, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti ilkelerini benimseyen, Atatürk’ ü görüşlerini, ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen, bilimsel ve hür düşünce gibi erdem olan davranışları kazanmış ve eyleme dönüş türen üretken ve verimli ve demokrat bireyler olarak yetişmeleri hedeflenmelidir. Tüm yukarda saydığım ve bilgi vermeye çalıştığım Robotlar, Yapay Zeka Teknolojilerinin, üretiminden, çağımız da en verimli şekilde kullanımına kadar; Eğitim Şuraları il Toplantıları, Bölge Toplantılarında Üniversitelerimizin her alanda yetişmiş deneyimli bilim adamlarından, eğitimcilerden yararlanmak esas olmalıdır. MEB TTK gönderilen raporlarda, görüşler, öneriler ve alınan kararlar acilen uygulamaya geçilmelidir.
Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır. Jeopolitik önemi dışında, akarsuları, çeşit çeşit madenleri ve iklimi vb. özellikleri ile dünyada ender özelliklere sahip bir ülkedir. Bu değişik özellikleri dikkate alınarak; eğitim sistemimizde yapılanmaya gidilmelidir. Çağın teknolojik ve bilimsel gelişmelerine uygun her bölgenin özellikleri ile bütünleşen ve her bölgenin, her ilin sosyal-ekonomik koşulları dikkate alınarak eğitimde yeniden yapılanmalara ve düzenlemelere gidilmelidir. Yıllardan beri hükümetleri ve eğitim politikalarını belirlemede etken olan dış güçlerin ve yerli temsilcilerin, eğitim sisteminde yanlış ve ülke kalkınmasının yolunu tıkayan düzenlemelere dur demenin zamanı gelmiş ve geçmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarının, bizzat o eğitim kurumunda görev alanlarca belirlenmesi ö nem kazanmaktadır. Hiçbir yabancı yapı, başka bir ülkenin gelişip ve kalkınmasını istese bile nereye kadar isteye bilir. Burada bir gerçeklikle ilgili bir örnek vermekte yarar görüyorum. Ülkemizin çevresindeki ülkelerin tamamında petrol çıkarılırken, tüm bu ülkelerin ortasında kalan ülkemizde petrolün olmadığı ya da sınırlı sayıda illerde bulunduğu varsayımı. Ne kadar gerçekle bağdaşmaktadır. Takdir değerli okuyucularımın… Ayrıca ülkemizde boraks ve özel topraklarda çok sayıda maden çeşitliliği vardır, gelecekte teknolojilerde bu yeni ve bol miktarda olan topraklara ve madenlerle ilgili bilimsel araştırmalar yapılarak, yararlanılması için bile olsa, mesleki ve teknik eğitimin arttırılıp, geliştirilmesi önem kazanmaktadır.
Ancak ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olması ve denizlerde çok sayıda ürün ve çeşitli madenler, petrol, doğalgaz bulunacağı dikkate alınarak; eğitim sistemimizde yapılacak düzenlemelerle, deniz kıyılarında bulunan illerimizde mutlaka Denizcilik Meslek Liseleri ve Mesleki Teknik Eğitim Liselerinden başlanarak, Denizcilik Bilimleri Akademileri ya da Denizcilik Bilimleri Üniversiteleri denize kıyısı olan tüm illerimizde acilen kurulmalıdır. Ülkemizin gelişip, kalkınmasının en önemli ayağı bu düzenlemeler olacaktır. Daha sonra her ilin koşullarına uygun programlara, başlangıçta % 25 ile 30 başlanarak, süreç içinde aksaklıklar giderilip, gelişmelere ve açılacak yeni programlara yer verilerek daha yüksek seviyelerde yeni programlar açılmalıdır. Bu gün geçerliliğini yitiren programların bir bölümü kapatılıp, sınırlı sayıda bırakılarak; bu mekanlar, yeni programlar için kullanılabilir. Şimdi bazı illerimizden kısa örnekler verilerek, diğer illerimizde benzeri düzenlemeler için fikir sahibi olunmasını sağlamak istiyorum.
Her Ülkenin Geleceği, ülkelerin koşullarına uygun eğitim yapılanmasından geçmektedir… Her böl genin, her ilin sosyal-ekonomik koşulları dikkate alınarak eğitimde yeniden yapılanmalara ve düzenlemelere gidilmelidir. Ülkemizin geleceği ise ağırlıklı olarak, denizlerde ve denizcilikle ilgili bilim dallarının arttırılmasından geçmektedir…
Yine Bölgelere/Yörelere ve illerimize uygun eğitimde: Gaziantep ili sanayide gelişen bir ilimizdir. Bu ve benzeri ilerde, bulunduğu yörenin özellikleri ve koşullarına uygun olan sanayiinin tüm birimlerinde ve gerekli meslek alanlarındaki ara gücü elamanlarının ve diğer birimlerde her düzeyde istihdam edilecek personelin yetiştirilmesini sağlayacak programlara yer verilmelidir. (Teknisyen, tekniker, mühendis vb.) Yine Mesleki ve Mesleki Teknik -Teknoloji Liselerinde bazı örnekler verileceği gibi Gastronomi: Gaziantep Selçuklular ve Osmanlılardan beri, çeşitli ulusları barındıran ( Türk, Arap, Ermeni, Yahudi, Kürt.. vb. Milletler yerleşmiştir.) Uluslar Milliyetçi ancak Şoven olma yan bir yapıya sahip olması bu kültürel mozaik, çeşitli yemek kültürünün de ev sahipliğini beraberinde getirmiştir. Şanlıurfa ile tarım ve hayvancılık alanında gelişmektedir. Antalya, Çukurova, Hatay, Konya, Ege ve Küçük Mende res, Harran, Bursa, Ergene, Iğdır vb. Ovaları… Tarım, hayvancılık alanında sektörlerin daha çok gelişmesini sağlamak için eğitim programları bu alanlarda yetiştirilecek her kademedeki bireylerin yetiştirilmesini esas almalıdır. Gelecekte tarım ambarı olacak ülkelerden biri olarak, tarıma çağın teknolojik koşullarına uygun gerekli önem vermek de önem kazanmaktadır.
“Bölgelerimizin iklim koşullarının zenginliği ve çeşitliliği, her türlü bitki örtüsünün yetiştirilmesine uygun olduğu unutulmamalıdır. Bu bölge ve illerimizdeki koşullar bilimsel araştırmalarla belirlenip, planlı bir şekilde tarım bölgeleri ve nerede en kaliteli ürünün yetişeceği, arz talep dengesi dikkate alınarak belirlenmelidir.( Tarım, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşan ağırlıklı köyde yaşayan vatandaşlarımıza yetişmiş teknisyen, tekniker, mühendis elemanlardan yararlanmada, gübre ve elektrik destekli teşvik edilmeleri zorunlu olmalıdır. Nitelikli Uzman, Mühendis ve Ara gücü elemanlarıyla, İstendiğinde Tarım ve Hayvancılıkta çağdaş, bilimsel teknolojilerin kullanılması ile dünya çapında üretken bir ülkeye dönüşümümüz hayal değildir…
İstanbul, İzmir, İskenderun, Mersin, Artvin, İznik, Antalya, Zonguldak gibi denize kıyısı olan birçok illerimizde, turizm, konaklama, otelcilik, ticaret, ulaşım, lojistik, denizcilik ve deniz bilimleri teknolojileri gibi gelişen bir il ise bu sektörlerde ve alanda gelişmeyi sağlayacak ve üretimi arttıracak her seviyede elemanların yetiştirilmesini sağlayacak programlara öncelikli olarak yer verilmelidir. Hangi illerimizde Denizcilik Bilimleri ve Araştırmaları, Hangilerinde Turizm, Lojistik, Ticaret, Ulaşım yapılacağı bilimsel araştırma sonuçları dikkate alınarak, açılması esas olmalıdır. Diğer bir değişle deniz kıyısı olan illerde ”Turizm, Konaklama ve Otelcilik ile kalınmayarak, Denizcilik ve Deniz Bilimleri Alanlarında “Teknisyeninden, Teknikerine, Mühendis ve Yüksek Mühendis’ ine kadar….” tüm elemanların yetiştirilmesini sağlayacak programlara öncelikli olarak yer verilmelidir. İstihdam alanları az ve sınırlı sayıda gelişimi sağlayacak özel ya da devlet sektörü bulunan diğer illerimizde ve yörelerde tüm bu koşullar dikkate alınırken, ham maddesi o yörelere yakın yerlerde bulunan ya da her ilin koşullarında açılabilecek nitelikteki, bazı sanayii alanları, sektörleri ve kurumları ya da fabrikalar özel sektör ve girişimcilere kolaylık sağlanarak, teşvik edilerek, bu yörelerimizde de istihdam yaratacak şekilde bir yapılan maya gidilmelidir. Bunun yanında tüm illerde küçük ve orta boy işletmeler devletin düşük faizli kredi ya da daha farklı desteği ile desteklenmelidir.
Ülkemizde bu amaçla yapılan bilimsel araştırmalardan yararlanmalı, gerekiyorsa daha detaylı araştırmalar değerlendirilerek; Yedi Bölgemizin ve illerin koşullarına uygun (Sanayii, turizm, ticaret, hayvancılık, denizcilik, endüstri vb. işkollarında araştırmalar o ildeki ve ülkemizdeki Eğitim Komplekslerinin ve Kampusların bilimsel araştırma sonuçları dışında diğer illerin Eğitim Komplekslerinin ve Kampuslarının araştırma sonuçlarından da yararlanılmalıdır.
Ayrıca ( Bilim adamları, araştırmacılar, ekonomistler, sanayi-ticaret odaları, Eğitim Kompleksleri, sivil toplum örgütlerinin vb.) katılımı ile oluşturulacak kurullar ve yapılacak toplantılara bu kesimlerinde görüşleri doğrultusun da kararlar alın malıdır. “Gerektiğinde yabancısı olduğumuz iş kollarında yabancılardan ve yabancıların araştırmalarından yaralanarak, onları olduğu gibi alıp, uygulamak yerine; ülkemizin gerçekleri ile bütünleştirile bilir. Örnek: Tekstil iş kolunda Gaziantep ilinde lise düzeyinde olacak (Mesleki eğitimde) uygulamaların 3308 sayılı çıraklık eğitim kanunu; çağın koşullarına uygun düzenlemeler yapılarak, buna uygun uygulamalı eğitim ağırlıklı ve ücret karşılığı iş yerinde, iş başında eğitim koşullarına uygun olması) ne kadar tekstil teknisyenine ihtiyaç oldu ğu (5 yıl içinde), 2 yılık M.Y.O Mezunu olarak ne kadar tekstil teknikerine ihtiyaç olduğu ve Mühendislik Fakültesi mezunu tekstil, endüstri, inşaat, bilgisayar, robot mühendisine ne kadar ihtiyaç olduğu, Türkiye’de tüm bu sektörler yukarda belirtilen İstanbul , Bursa, Adana…vb. İllerimizde; Gaziantep, Şanlıurfa ve İskenderun örneğindeki gibi il, il belirlenerek; 5 yıllık Kalkınma Planları doğrultusunda Türkiye ’de tekstil sektöründe ne kadar elemana ihtiyaç var belirlenir. Bu doğrultuda ihtiyaca göre kontenjanlar açılır. Bu kontenjan belirlemesinde uyulması gereken en önemli kural, her sektör de ve kademedeki ihtiyaç duyulan kontenjan sayıları, eğitim komplekslerine bağlı Akademi/ Üniversitelerin her kademedeki kurum için belir lenen sayıyı geçmemelidir. Daha sonra dikey geçiş, açık öğretim ve benzer alanlara geçişler kontenjan fazlalıkları da bir sonraki 5 yıllık il ya da ülke kalkınma planlarına dahil edilerek, kontenjan fazlalığı, elamanın mezun olması önlenmelidir. Ayrıca aynı şekilde fakültelerde mastır ve doktora yapacak öğrencilerin de kontenjanları belirlenene kontenjanlara , koşulları uyan belirlenen sayıda öğrencilerin programlara geçişleri sağlanmalıdır.
Geleceğimiz, tüm bilimlerin evrensel gelişmelerine, ülkenin gerçeklerine ve koşullarına uygun hale getirilerek; düzenlemeler yapmaktan ve ihtiyaca uygun kontenjanların alınmasından geçmektedir…
Bilgiyi araştırma, bulma, öğrenme ve yararlanma, bu amaçla bilgisayar- Internet, bilişim teknolojileri gibi çağın yeniliklerinden yararlanma, bireylerin kendilerini ve çevrelerinde ki varlık ve olayları anlama, takip etme aralarındaki ilişkileri görmek, farkına varmak, önemini sezmek, araştırmak, tartışmakla doğru ve gerçekçi bilgilere ulaşılır. Kısaca çağın teknolojilerinden yararlanıp, bu bilgiler, çağdaş araç ve yöntemlerle öğrenilip, kullanıldığı ölçüde bilimsellik anlamını taşır. Çalışmaların bilimsel olabilmesi için deneysel yöntemlerle doğrulanmış belirli olgu, olay ya da konuların bütünün bir araya getirilmesi dışında yani Bilimsel Yöntem dışında geçerliliği olan başka bir yöntemden yararlanılmalıdır. Çünkü gerçek veriler bilimsel yöntemle ve bilimi rehber edinerek; gerçekleştirilebilir. Her tür ve kademedeki okullarımızda çağa uygun bu koşullar sağlanıp, çağa uygun her alan ve seviyede çağdaş öğrenciler yetiştirilmesi gerçekleştiğinde, üretime katkıda bulunulmakla kalınmayacak; aynı zamanda eğitim kurumlarının bilimin merkezine dönüşmesi hayal olmayacaktır. Sonuçta, Eğitimin Üretim İçin Yapılma İşlevi hayata uyarlanarak, gerçek yaşama geçmiş olacaktır.
Bilim ve toplumsal bir süreç olan bilimsellik, çağımızda yeni enformasyon teknolojileri, evren bilim ve genetik, iletişimde yeni gelişmelerdeki hedef evrensel bilimleri oluşturmak çabalarından kaynaklanmaktadır. Bu gün teknoloji ile ekonomi birleşerek, bilgisayar destekli tasarımı, otomasyonu; bilgi iletişimle birleşerek, bilişimi; bilgisayar eğitimde yer alarak bilgisayar destekli eğitimi vb. teknolojileri ortaya çıkarmıştır. Yani çağımız, bireysel üretim ve kişisel projeler yerine ekip çalışmaları ile kitlesel ölçekte projeler üretilmesini sağlamaktadır. Sibernetik Uzay Çağını yaşadığımız günümüzde, bütün dünyadaki insanlar gibi bilgiyi aramalı, ulaşmalı, paylaşmalı, her alanda yararlanmalıyız. Bu amaçla Internet, campu -sevre vb. bilgisayar ve akıllı fabrika, bina ağlarının insan yaşamına girmesi kaçınılmaz hale gelmektedir.
Çağımızda yukarıda açıklandığı gibi, Robotların, Akıllı Makinaların ve Yapay Zekanın insan hayatına girmesi sonucu endüstri, sanayii, bilişim, teknoloji vb. İşletmelerde, havacılık ve denizcilik, otomasyon, otomotiv, savunma alanları dışında karada tarım ve hayvancılıktan başlayarak çok sayıda alanda ve sektörde kullanılması; Mesleki Teknik Eğitim Liselerinin yetenekler dikkate alınarak öğrenci alınmasını ve bu liselerden sınavsız olarak yüksek öğretim programlarına geçişlerde çığır açarak, önemini arttırmıştır. Robot ve akıllı makinalar teknolojinin gelişmesi ile ilişkili ve insanların üstesinden gelemeyeceği alan ve işlerde, deprem, yangın vb. gibi felaketlerde, eş söyleşiyle gelecekte insanoğlunun can güvenliği nedeniyle karışmakta ve el atmakta tehlike oluşturan ve zorlandığı doğa olayları ve işlerde kullanılması amacı ile tasarlanmışlardır. Robot ve akıllı makinalara yüklenen ve öğretilmiş iş ve eylemler dışındaki işlevleri ve hareketleri kontrol altına alındığı için birçok insanın yapacağı işi hızlı ve seri ve güvenli olarak daha çabukı yapmak gibi öğretilmiş ve tasarlanmış işlevleri yapması, başta Maden, Endüstri, Otomasyon, Uzay, Deniz Teknolojileri vb. birçok sektörde insan yerine kullanılmasının, önemini arttırmakla kalmayıp; ülkemizde uygulanmasını gündeme taşımıştır. Bu nedenlerle daha fazla geç kalınma dan yüzlerce imam hatip yerine mesleki ve mesleki teknik liselerinin sayıları arttırılarak, açılmalıdır.
Özellikle dünyada ve ülkemizde sanayiinin her sektöründe lojistik, her türlü montaj, endüstri ve robotik uygulamaların, büyük hızla gelişmesi; ülkemizde kullanılması yeterli olmayacaktır. Çağın gelişmelerine paralel olarak; her alanda bu gelişmelerden yararlanan ve kendini geliştiren her sektörü, dünya devletleriyle kendi aralarında ki tatlı rekabetlerden, rekabetinin yolunu açarak; üreticinin işlerini büyüterek, daha kaliteli ve seri üretimi sağlamasını gerçekleştirmesi için gerekirse belirli bir süre devlet desteği sağlanmasının önünü açacak yasal düzenle meler acilen düzenlenerek, çağımızın teknolojileriyle, gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmamız gerçekleştirilmelidir.
Ülkemiz özellikle içinde bulunduğumuz son 20 yılda devletin elinde bulunan fabrika ve işletmelerini özelleştirip, kapatarak, dışa bağımlı bir hale gelmiştir. Yalnız sanayii, endüstri gibi teknolojinin birçok alanı dışında tarım, En önemlisi de 3 tarafı deniz olan, sayısız göl, akarsu kaynakları, ovaları, zengin madenleri ve yedi iklim kuşağı bulunan; bu cennet vatanımızda; tarım ve hayvancılık başta olmak üzere her alanda tarımsal ürünleri planlı olarak üretimini geliştirmek yerine başta tohum olmak üzere her şeyini dışardan alan ve dışarıya bağımlı bir ülkeye dönüşmüştür. Başta eğitimimiz olmak üzere her alanda çağın çok gerisinde kalmaya ülkemizi mahkum ederek, her alanda dışa bağımlı ülke haline getirmiştir. İktidarların bu politikalarına acilen son verilerek bağımsız ve özerk bir ülke haline gelmemizi sağlayacak önlemler alınıp, gerekli düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Oysa stratejik öneme sahip, ülkemi in savunması yabancı yada özel şirketlere bırakılmaması gerekmektedir. Buna yönelik fabrikaların devlet eliyle tekrar açılarak, kendi kendine yetecek ” YURT TA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” gerçekleştirecek, önlemler alınıp, acilen sanayiimizi çağa uygun geliştirerek, dışa bağımlı olmaktan kurtulmalıyız. Ancak bu şekilde M. Kemal Atatürk’ün Çağdaş Ülkeler Seviyesini yakalama özlemini gerçekleştirerek, O’ na karşı borcumuzu bir nebze de olsa ödemiş oluruz.
Geriye Gidiş, Bizim Ülkemizin Kaderi Olmamalıdır !.. Geleceğimizi, kader olmaktan çıkararak; ülkemizi bağımlı olmaktan çıkarıp, tam bağımsız ve geleceğimizi başkalarına bırakmadan, KENDİ GELECE ĞİMİZİ KENDİMİZ BELİRLEMENİN… Zamanı gelmedi mi?
Gün gelecek ülkemizin bu geriye gidişine son verilerek, ülkemizi, bu dışa bağımlılıktan kurtararak, Demokratik ve çağdaş bir sistemin özlemini çekmekteyiz. Böyle bir yönetim gelecekte ülkemize geldiğinde, umarım bu yazdıklarım gerçeğe dönüşerek, ülkemizin makus talihini yenerek; kendine yeterli olmakla kalmayıp, süreç içinde gelişen ülkelerle rekabet eden ve teknolojiyi dışarıya pazarlayan ülke konumuna geçmesi sağlanacaktır. Bu amaçla yönetime gelecek demokrasiye ve parlamenter sisteme inanan hükümetler için ÇAĞDAŞ, DEMOKRATİK VE BİREYSEL EĞİTİM MODELİ uygulamasına acilen geçilmesi olmazsa olmazlarımızın sihirli reçetesini oluşturacaktır.
Ülkemiz, Yedi İklim kuşağı ile çeşitli yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olan ve üç tarafı denizlerle çevrili Avrupa ile Asya kıtaları arasında olması nedeniyle de jeopolitik öneme sahip bir ülke konumundadır. Bu önem dikkate alınarak her bölgedeki tarım, hayvancılık, madenler, sanayii, denizler vb. verim li, bilinçli ve planlı olarak önemsenip, geliştirilmesi için gerekli koşulların oluşturulması için genç beyinlerin yetiştirilmesi hedef alındığında; yalnız bugünün üretken insanlarını yetiştirmekle kalmayacağız geleceğin üretken, uzmanlaşmış kadrolarını da yetiştirerek, ülkemizi geleceğe çağdaş medeniyete taşımış olacağız. Bölgelerin koşullarına uygun eğitimde yapılanmalar oluştururken, çağın ve geleceğin bilgi, bilişim, iletişim, enformasyon, teknoloji, otomasyon, yazılım, küçük ve büyük ölçekli araçları, robotlar; bunların teknolojileri ve sanayilerinin ve markalaşmanın da ülkemizde oluşumu, desteklenmesi, özen dirilmesi hedeflenmelidir ki uzmanlaşmış kadrolarımız, başka ülkelere kaçarak beyin göçü oluşmamalıdır. Eğitim-öğretimde, bütün bu teknolojilerden yararlanarak, bilimsel düşünmeyi ve bilgi üretmeyi, bilginin insanoğlunun yararına kullanılmasını sağlayacak tüm yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Geleceğimiz, tüm bilimlerin evrensel gelişmelerini, ülkenin gerçeklerine ve koşullarına uygun hale getirilerek; düzenlemeler yapmaktan; Geleceğin eğitimi, bireylerin bireysel özelliklerine uygun olan programlarda her kademede eğitim alarak, gelişmelerinden ve uzmanlaşmalarından geçmektedir…
| 1. | MEB. Teşkilat Yapısı ile İlgili Çağdaş Yapılanmalar; |
İki yasa ile ilgili düzenlemeleri içermektedir. | |
| a) | 173 9 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda, Anayasa ile ifadesini bulan genel ilkeler dışında çağımıza ve insan haklarına uygun yeni demokratik düzenlemeler önerilmektedir. (Kitabın 2. ve 3. Bölümleri) Bu Temel İlkeler için Türk Alfabesindeki 29 harf yeterli gelmediği için- w,x – harfleri de kullanılmıştır. Dünyamızda ve ülkemizde Teknolojik ve Bilimsel gelişmelere uygun her zaman yapılacak yeni ve çağdaş düzenlemelerle bu sayı artabilir. |
| b) | 3797 sayılı yasada düzenlemeleri ağırlıklı olarak içermektedir. Merkezi Teşkilatın Hantal Bürokrasi yapısından kurtularak, görevlerinin bir bölümünü taşradaki Eğitim Komplekslerine, taşra teşkilatına ve yerel yönetimlere devri ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. (Kitabın 3. Bölümü) |
| 2. | MEB.Taşra Yapısı ile İlgili Çağdaş Yapılanmalar; |
Merkezi Yönetimin görevlerinin büyük bölümü Taşraya ve Eğitim Komplekslerine devredilmiştir. İldeki ve bağlı ilçelerdeki Taşra Yönetimi atanmışlarca değil Her Eğitim Kompleksinden Demokratik Seçimle seçilmiş temsilcilerce yönetilmektedir. Diğer değişle seçilme usul,esas ve koşullarına uygun ve uygulamadan gelen ve kendilerine seçimle yetki verilerek iş başına getirilen yöneticilerce yönetilmektedirler. Ancak bu kişiler seçilmiş olsalar da Merkezi Yönetime bağlı, işbirliği ve eşgüdüm içinde görevlerini mevzuata (Kanun,tüzük, yönetmelik ve yönerge vb.) esaslarına uygun yürütmektedirler. ( Kitapta 3. Bölüm) | |
| 3. | Eğitim Kompleksleri Projesi. |
Tüm eğitim-öğretim kurumları ön eğitimden, yükseköğretimine kadar Eğitim Kompleksi ve bağlı kampus-kurum-okullarda katılımcı ve demokratik anlayış gereği yönetmelikler doğrultusunda ve seçimle oluşturulan üst kurul, kurul ve komisyonlarca yetki devri gereği; alınan kararlar doğrultusunda görevlerini yürütmektedirler. Ayrıca Merkezi Yönetimde aynı şekilde yalnız atanmışlarca değil, illerden seçilen ve yetki verilen temsilciler eli ile yürütülmesi hedeflenmiştir. Kendi içinde özerk bir yapıya sahip Eğitim Kompleksleri, kendi bünyesinde her kademedeki okulu barındırmaktadır. Her kademedeki kampus, okul ve kurum kendi içinde seçtiği ve yönetime, üst kurula,kurula ve komisyona getirdiği temsilciler eli ile tüm görevler yürütülmektedir. Her ne kadar üst yönetime karşı sorumlu olsalar da kendi içinde özerk bir yapıya sahiptirler. Ancak mevzuat hükümleri gereği birbirleriyle sürekli işbirliği, eşgüdüm ve koordinasyon içinde görev yaparlar. Diğer değişle her eğitim kurumunun katılımcı, demokratik ve kendi içinde özerk bir yapıya kavuşturulması hedeflenmiştir. (Kitapta 3. Bölüm) 6. Eğitimin Eğitilenlerin ve Eğitenlerin Katılımı ve Söz Sahibi Olması Projesi. Eğitim Komplekslerine bağlı her kademedeki kampus,okul ve kurumda öğrenciler, eğitimciler ve personel demokratik seçimle oluşturulan üst kurul,kurul ve komisyonlarda aktif görevler alarak; yönetime katılmaktadır. Bununla da kalınmayarak, Merkezi Yönetim, Taşra Yönetimi, Eğitim Kompleksi Yönetimi temsilcileri de aynı şekilde oluşturulduğu için katılımcı bir anlayışın gereği herkesin eğitimden sorumlu hale getirilmesi esas alınmıştır. En başta öğrenciler kendi eğitimlerinin nasıl ve ne nicelikte olduğu konusunda kararlar alıp, bu kararların sorumluluğunu paylaşacaklardır. (Kitapta 4. ve 5.Bölümler.) 7. Sınavlarla Yönelme Yerine, Yönlendirme Ağırlıklı Üst Eğitime Geçiş Projesi. Bu konuya Eğitim Sisteminin Yapısı ve İlkeleri Bölümünün son maddesinde ve 3,4,5. Bölümlerde değinilmiştir. Her öğrencinin, ilgi, yetenek, kişilik,zihinsel yeteneği (IQ) ve akademik başarısı, duygusal zekası ( EQ) vb. bireysel ayrıcalıkları dikkate alınarak; bireysel ayrıcalıklarına uygun alternatiflerin sunulduğu eğitim programlarına yönlendirilmelerine ağırlık verilmiş tir. Bu amaçla 8. yılın sonunda yada 9. sınıflar Yönlendirme Sınıfı kabul edilerek “Yönlendirme Komisyonu” kararları ile lise programlarına yönlendirilmeleri esas alınmış tır. Yönlendirmede İlin koşullarına uygun; Mesleki, Mesleki Teknik Eğitim ve İşe Hayata Hazırlayıcı Programlara ağırlık verilmesine özen gösterilmiştir. Bu amaçla kısa ve uzun vadeli hedeflerle 5 Yıllık Ülke Kalkınma Planları ve İl Kalkınma Planlarındaki Hedefler gerçekleştirilerek süreç içinde ildeki meslek alanlarının ihtiyaçlarını ve ülkemizde süreç içinde geleceğin dünyasında ihtiyaç duyulacak ara ve teknik kalifiye elamanların ihtiyaca uygun yetiştirilmeleri hedeflenmektedir. Bu programlara yönlendirilecek öğrenci sayıları, il ve ülke nüfusunun % 70 ‘ini karşıladığında süreç içinde üst eğitim programlarına eleyici , sınavla yapılan yöneltme yapısı ortadan kalkacaktır. Bu amaçla Mesleki ve Mesleki Teknik Eğitim ve İşe Hazırlayıcı Programları cazip hale getirici düzenlemelere yer verilmektedir. Eğitim Komplekslerinin her kademedeki kurumlarından tam kapasite ile yararlanılması hedeflenmektedir. ( Açık Öğretim, Gece Öğretimi, Internet Ortamında Öğretim vb.) 8. Kitlelerin ve Ailelerin Eğitimi Projesi. Eğitim Kompleksi yapısında, çeşitli nedenlerle eğitimlerini tamamlayamayan, kendini geliştirmek isteyen yada üst eğitim programlarından eğitim almak isteyen genç,yetişkin her bireye mezun olduğu alanla ilişkili yada istediği eğitim programına sınavsız kayıt yaptırarak, uygulamalı eğitim koşulu varsa gece,cumartesi-Pazar, kullandığı tatillerde, sürekli kısa süreli uygulama programları ( kayıtlı öğrencilerin durumlarını dikkate alarak) hazırlanarak, düzenlenir. Teorik dersleri Kitap,TV,Internet vb. yararlanarak sınavlara girer, gerektiğinde Internet ortamında da sınava girerek; ilgili programdan mezuniyet için gerekli koşullar oluştuğunda mezun olabilmelidir. Bulunduğu ilin,Ülkenin ve Dünyanın değişen koşulları dikkate alınarak,ihtiyaç duyulan konularda Aile Eğitim Programları da yukarda belirtilen bireylere uygun sürelerde gruplar oluşturularak düzenlenir.Bu programlara katılan katılımcılara eğitim programı sonunda sertifika düzenlenir. Bu şekilde süreç içinde geniş bir kitleye ulaşılarak, Kitlelerin eğitimi ve bilinçlendirilmesi hedeflenmektedir. Kader Mahkumu dediğimiz cezaevi, ıslah evi, genelev vb. birimlerde bulunan insanlarımız meslek ve işe hayata hazırlayıcı programlarda eğitim verilerek, topluma yararlı bir insan olarak kazandırılma ları gerçekleştirilebilir. 9. Yaşam Boyu Her Koşulda ve Her Zaman Eğitim Projesi. Kitlelerin Eğitimi Projesinde açıklandığı gibi isteyen her bireye yaşantısının her döneminde, her ortam ve koşulda kendini geliştirmesi olanağı tanınmalıdır. Kısaca bireyin bireysel eğitimine olanak tanınıcı çağdaş koşulları oluşturucu ve gerekli düzenlemelerin yapılması hedeflenmektedir. 10– Eğitimde Üretimi Hedefleyen Proje. Eğitim bilinçli tüketici yetiştirmek kadar üretimi geliştirmek ve arttırmak amacı ile de yapılmalıdır. Bu amaçla her ilin koşullarına, süreç içinde ülkemiz ve AB. Ülkeleri koşullarına uygun ihtiyaç duyulan mesleklerde kalifiye ara gücü elemanların yetiştirilmesine ağırlık verilmelidir. Diğer değişle her ilin koşullarına uygun meslek dallarında ihtiyaçlar belirlenir. Bu ihtiyaçlara uygun Mesleki, Mesleki -Teknik, İşe ve Hayata Hazırlayıcı Programlar açılır ve ihtiyaca uygun kontenjanlarda öğrenci kabul edilir. Bu ihtiyaç duyulacak kontenjandaki öğrenci en az lise düzeyinde eğitim alarak, uygulamayı bizzat istihdam edileceği iş yeri, fabrika, işletme, kurum, şirket, çiftlik, market vb. ikinci sınıftan itibaren uygulama ağırlıklı eğitim alarak ; diğer değişle yaparak, yaşayarak; deneyerek, uygulayarak eğitimleri ve yetişmeleri hedeflenmektedir. 11–Öğrencilerin Derslere Aktif Katılımı Çağımızda ezberci öğretim yöntemleri ile bilgiler tanıma, anlama ve kavrama düzeyinde öğrenilmektedir. Çağdaş öğretim yöntemlerinde Öğrenmeler, araştırma, inceleme, gözlem, deney, proje, uygulama vb. ağırlıklı olmalıdır. Yani öğrenciler bireysel yada ekipler oluşturarak aldıkları konuları çağdaş yöntemlerle hazırlayıp, sınıfa sunmalı ayrıca çağın teknolojik gelişmeleri doğrultusunda TV. Video, CD, DVD, Internet, Uygulama Alanları vb. çağdaş araçlardan yararlanarak, gözleyerek, izleyerek, araştırarak, tartışarak, uygulayarak, deneyerek, yaparak, yaşayarak vb. çok sayıda duyu organına hitap eden araçlar dersteki ve öğrencinin aktif katılımı ile bilgiye ulaşılarak, bilgiden yararlanarak, bilgiyi geliştirerek, bilgiyi kullanarak derslerde öğretim gerçekleştirilmelidir. Diğer değişle tanıma, anlama, kavrama düzeyinin dışında, yorumlama, analiz ve sentez düzeylerinde öğrenmeler gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. 12- Öğrenci ve Öğrenen Merkezli Proje. Belirlenmiş bir programa göre öğrenci yetiştiren Klasik Eğitim Sistemleri yerine çağdaş yaklaşımları kapsayan Öğrenci Merkezli olmak zorundadır. Çağımızda insana ve bireylere verilen önem bireyselliği ön plana çıkardığı için Çağa uygun Eğitim Sistemleri Demokratik Katılımı ve Bireysel ayrıcalıkları da ön plana almak durumundadır. Bu amaçla öğrencinin bireysel ayrıcalıklarına ve ihtiyaçlarına uygun uygun programlarda yetişmeleri hedeflenmelidir. Bireysel ayrıcalıklarına ve ihtiyaçlarını karşılayabilen programlarda istek ve motivasyon oluşacak ve öğrencinin sevdiği, hoşlandığı konularda davranış değişikliği gerçekleşecektir. Her alanda başarının hazzını ve mutluluğunu yaşayarak sosyal, psikolojik doyuma ulaşacaktır. Ayrıca bireylere insan olarak değer verdiğimiz ve kendi sorumlulukları ile ilgili alınacak kararlara katılımları, sorumluluk duygularını geliştirmekle kalmayacak, kendi istemlerini gerçekleştirmek için çaba göstereceklerdir. Eğitilen insan öğrenci olduğu için kendi eğitiminden kendisinin sorumlu olması kadar doğal bir şey yoktur. Bu nedenle öğrenci merkezlilik eğitimde asla ihmal edilmemelidir. Bu gün eğitim sistemi, görünüşte öğrenci merkezli bir yapıya sahiptir Uygulamada okulların öğrenenler okullarına dönüşebilmesi ve çağdaşlaşıp, gelişebilmemiz ve geleceğin eğitimini oluşturabilmenin koşullarından biri, öğrencilerin bireysel ayrıca- lıklarını ve ihtiyaçlarını karşılayan, öğrencilerin demokratik katılımı ile kendi öğrenimlerinde karar sahibi olmaları ve pasif dinleyici konumunda bilgiyi araştırarak, bilgiye ulaşarak, inceleyerek, gözleyerek, tartışarak, yorumlayarak, eski bilgileri yeni bilgilerle ilişkilendirerek, elde edilen verileri deneyerek, uygulayarak, yaşayarak ve yeni bilgiler ve ürünler üreterek ulaştıkları aktif konuma geçmeleri sağlanmalıdır. Ancak bu düzenlemelerle öğrenci merkezli bir eğitimden söz edebiliriz. ( Kitap-V Bölüm) 13- Düzey Dersliklerinde Eğitim Projesi. Her öğrencinin bireysel farklılıklarının dikkate alınarak yönlendirildiği programlarda, derslerdeki başarıları yönünden de farklılıkların ortaya çıkması doğaldır. Bu amaçla bu günkü eğitim sisteminin eleyici ve maraton yarışı havası içinde yapılan sınavlar öğrencileri psikolojik yönden yaralamakta ve bir çok olumsuzluklara neden olmaktadır. Düzey dersliklerinde Seviye Tespit Sınavları, ders başarı durumları vb. diğer bireysel ayrıcalıkları da dikkate alınarak eş değer, denk kümelerin bir araya getirilmesi hedeflenmektedir. Diğer değişle mümkün olduğunca eşdeğer öğrencilerin A,B,C,D vb. Düzeylerdeki Dersliklerde aynı dersleri almaları hedeflenmiştir. Bu şekilde öğrenciler seviyelerine uygun hazırlanan ders programları ile optimum öğrenmelerinin gerçekleşeceği eğitim ortamlarına kavuşmuşlardır. Ders Programları, öğrencilerin seviye ve ihtiyaçlarına uygun olduğu için istekle, sıkılmadan ve zorlanmadan bu eğitim-öğretim programlarında yetişecek, hem de psikolojik yaralanmalar ve olumsuz etkiler asgariye indirgenmiş olacaktır. Ayrıca her düzeydeki Düzey Dersliklerinde bu günkü gibi yaralayıcı rekabet ve yarış ortamından çok tatlı bir rekabetle her dönem sonunda yapılan Genel Sınavlarla ( Aynı Sınıflar) öğrencilerin kendilerine geliştirdiklerinde farklı Düzey Dersliklerine geçmesine olanak tanınmıştır. Bu yolla her bireyin bir değer olduğu ve her derste yeteneği oranında öğrenimini kolaylaştırıcı ve kendini zorlanmadan geliştirici çağdaş ve öğrenci merkezli düzenlemeler yapılmıştır. (Kitap V Bölüm- Derslikler) 14 – Çantasız Eğitim Projesi. Bu proje daha önce bazı kurumlarda farklı olarak uygulamaya konulmuştur. Ancak gözlemlerime ve uygulamadaki aksaklıklar düşünüldüğünde tam anlamı ile uygulamaya konulamamıştır. Öğrenciler eğitim-öğretim araç gereçlerini taşıyan hamallar değillerdir ve olmamalıdırlar. Klasik Eğitim Sistemlerinde ders sayıları arttıkça öğrenciler bu araç ve gereçleri taşıyarak hem fizyolojik , hem de psikolojik olarak olumsuz etkilenmişlerdir. Çağımızda, eğitim-araç gereçleri öğrencilerin bulunduğu okulların mekanları ve sınıflar – derslikler olmalıdır. Ders araç- gereçleri öğrencinin eğitim-öğretim aldığı atmosferde bulundurulmalı ve öğrencilere sunulmalıdır. Öğrenme, ( Davranışlarda meydana gelen sürekli ve kalıcı değişimler. ) belirli bir plan ve program dahilinde okullarda yapılır. Öğrenmenin kalıcı olması için araç-gereçlere ihtiyaç vardır. Öğrenmeler, eğitim-öğretim ortamlarında gerçekleştiği için araç-gereçlerin de bu mekanlarda bulunması gerekmektedir. Her eğitim-öğretim kurumu, her mekanda ( Derslik, Atölye, Laboratuvar, İşlik, Salon vb. mekanlarda) çağa uygun araç gereç ihtiyacını karşılayıp, öğrenciye sunduğu oranda yada eğitim-öğretimde işlerlik kazandırdığı oranda başarıyı arttıracaktır. ( Kitap-V Bölüm) 15– Yöresel ve Mesleki Ağırlıklı Proje. Yörelerin ve illerin koşullarına uygun ve ihtiyaçlarını karşılayacak o ildeki; Mesleki, Mesleki-Teknik , İşe ve Hayata Hazırlayıcı Programlar ağırlıklı eğitim-öğretim programla rının verilmesi hedeflenmiştir. Her çağda toplumun o anki ve gelecekteki ihtiyaçlarını karşılayacak meslek alanında yetişmiş kalifiye ve uzman personele sürekli ihtiyaç duyulmaktadır. Eğitimin temel amaçlarından biri topluma yararlı bireyler yetiştirmektir. İlin 5 Yıllık Kalkınma Planları hedefleri doğrultusunda belirlenen sayıda en az lise düzeyinde eğitim alan ve lise 2. sınıftan itibaren bizzat (İşyerinde, fabrikada, çiftlikte, markette vb. ) uygulama ve yaparak yaşayarak eğitileceği kalifiye elamanlar yetiştirilme lidir. Aynı dalda ön lisans ( Yükseköğretim), Lisans (Fakülte), Yüksek Lisans ( Mastır) ve Doktora eğitimi almış her düzeyde elemanlar yetiştirilmelidir. Kısacası il koşullarından, ülke koşullarına ( Türkiye 5. Yıllık Kalkınma Planları), süreç içinde AB. Ülkeleri ( AB. Ülkeleri Kalkınma Planları) koşullarına ve ihtiyaçlarına uygun her düzeyde meslek mensuplarının yetiştirilmesi hedeflenmelidir. Ara eleman gücü ihtiyacının fazla olması nedeni ile bu meslek grupları her hangi bir işte istihdam edilmesi ya da özel işini kurabilmesi için en az lise düzeyinde eğitim alması; 16. Projede belirteceğim gibi her meslek örgütünün oluşturacağı Mesleki Birliklere yetki aktarımının yapılması yani Sivil Toplum Örgütlerinin sayısının arttırılarak, yasalara uygun meslekleri ile ilgili yetki aktarımı ve donanımı yapılmalıdır. ( Kitap- V. Bölüm) 16 –Mesleki Birlikler Yolu İle İstihdam Projesi DPT’ NİN 5. Yıllık Kalkınma Planlarını sağlıklı bir yapıya kavuşturulması için her ilin 5. Yıllık İl Kalkınma Planları O ildeki Taşra Yönetimi, Yerel Yönetimler ve Sivil Toplum Örgütlerinin, Eğitim Kompleksi Temsilcilerinin vb. geniş tabanlı ve katılımcı karaların alındığı İl Gelişim ve Kalkınma Konseyi’ nde görüşülür ve alınan kararlarla 5 Yıllık İl Kalkınma Planları oluşturulur. Ülke kalkınma Planları il kalkınma planları doğrultusunda ve AB. Ülkeleri Kalkınma Planları dikkate alınarak şekillendirilir. İl Kalkınma Planları hedefleri doğrultusunda, her meslek dalında hangi statü ve düzeyde, ne kadar elemana ihtiyaç duyuluyor belirlenir.İlin ihtiyaçlarına uygun Eğitim Komplekslerinde her düzeyde programlar açılır.En az lise düzeyinde eğitim alan birey kendi mesleği ile ilgili Mesleki Birliğe üye olur. Bu mesleki birlikler aracılığı ile daha önce planlanmış şirket,market, fabrika, işletme, kurum, kuruluş vb. birimlerde istihdam edilir. Ayrıca kendi küçük işletmesini açmak isteyen kişinin bu yapılanma tarihinden itibaren en az lise eğitimi almış olması koşulu aranır. Yukardaki Projeler Uygun olan devlet ve özel eğitim liselerinde tarafımdan uygulamaları bizzat yapılarak, denenmiş ve olumlu sonuçlar alınmıştır. ( 2004 ve 2004 yılı öncesi) Halil TÜRKMEN Psikolog-Danışman Rehber Öğretmen DEVAMI iÇiN TIKLAYIN YASAL UYARI : Tüm Hakları Kitabın Yazarı Halil TÜRKMEN ‘e aittir. ÇAĞDAŞ BİREYSEL VE YÖNLENDİRİCİ EĞİTİM SİSTEMİ ÖZET: Okuyacağınız bu yapıt da, ülkelerin gelişip, kalkınmasında ve çağdaş dünya ailesi içinde uygar bir ulus olarak yer almasında, ülkede verilen eğitimin ne kadar önemli olduğu ve hükümetlerce önemsenmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Evrende yaşayan her canlı varlığın belirli oranlarda öğrenebildiğinden yola çıkılarak, her insanın doğuştan getirdiği potansiyeli oranında öğrenip, kendini geliştirebileceği; bireylere uygun koşulların oluşturulduğu eğitim ortamlarında her bireyin optimum düzeyde öğrenebileceği, potansiyeli oranında kendini geliştirebileceği, bireye uygun eğitimin nasıl gerçekleşebileceği vurgulanmıştır. Eğitilenin insan olması nedeni ile eğitimde yapılan hatanın telafisi olmayacağı, ürününün tekrar insana döneceği unutulmadan insana gereken önem ve değerin verilmesi için öğrenci merkezli bir eğitime ihtiyaç bulunduğu; eğiten ve eğitilenlerin oluşturdukları kurullar ve komisyonlar kanalı ile demokratik ve katılımcı bir eğitim yönetimi yapısını oluşturmaları hedeflenmiştir. Çağdaş bir eğitimin, bugünün insanını yetiştirmekten çok geleceğin insanını yetiştirmeyi amaçlaması, geleceğe uygun planlanması , programların uygulayan eğitimcilere oluşturulması, öğrenilen bilgilerin ürünlerinden tüm insanlığın yararlanması ve öğrenci kontenjanlarının ihtiyaçlara uygun olarak belirlenmesi ve uygulama ağırlıklı kaliteli bir eğitimin uygulama yapılacak merkezlerde ( Mesleki Teknik Alanda her düzeyde O ilin Sanayii, Turizm, Tarım, Ticaret, Deniz vb. oluşturulan ve yerinde verilmesi .) ve her programdan, her derece ve düzeyde mezun olan öğrencilerin istihdam edilmesi ( 5 Yıllık Kalkınma Planları Doğrultusunda eğitime alındığı ve mezun olacağı yıl planlanarak) sağlanarak, her düzeyde mezun olan potansiyelin istihdamı ile eğitimin üretim amaçlı yapılanmasının önemine değinilmiştir. Eğitim demokratik, çağdaş ve özerk bir yapıya kavuşmasında en büyük engellerden biri olan eğitimin siyasete alet edilmesi ve yetkilileri tek elde toplayan merkeziyetçi hantal bürokratik yapısıdır. Bu yapıdan kurtulması amaçlanmalı ve eğitim siyasetten arındırılarak yetkiler yörelere devredilerek eğiten ve eğitilenin yönetimine ve yerinde ve süreç içinde Yerel Yönetimlere bırakılmalıdır.(MEB Denetimi bırakılmadan Yerel yönetimler, Vali, İlli Milli Eğitim Koordinasyonuna bırakılmalıdır. ) Program merkezli, ezberci ve kuru bilgi yükleyici, zihinde çöp oluşturmaktan başka işe yaramayan bilgiler yerine yaşamında işine yarayacak ve kendine, mesleğine katkı sağlayacak yeni bilgilerin öğretilmesi esas alınmalıdır.. Sınav endeksli ve eleyici, bilimsel ve çağdaş olmaktan uzak bir eğitim dizgesine alternatif olarak, öğrenci merkezli, öğrencinin aktif olduğu ve öğrenmenin öğretilmesinin gerçekleştiği ve sınavı ortadan kaldırıp yönlendirmenin önerildiği bilimsel, çağdaş ve demokratik bir eğitim dizgesi önerilmiştir. Eğitim alanında yıllar süren (1976-2004 yılları) araştırma, uygulama ve deneyimlerimin ürünü olan bu yapıttan, başta eğitimcilerin, eğitilenlerin ve tüm okuyucularımın yararlanacağı, onların görüş ve katkıları ile besleneceği ve gelişeceği umudunu taşımaktayım İLKSÖZ Eğitim, bireylerin yaşantılarında amaçlanan hedefler doğrultusunda, kasıtlı, istendik ve kalıcı davranış değiştirme sürecidir. Eğitimin girdisi olan öğrencinin davranışları, eğitimi süresinde değiştirilmek istenen hedef davranışlar ve belirli amaçlar doğrultusunda değiştirilmeye çalışılır. Değişen bu olumlu ya da olumsuz davranışlar alınan üründür. Diğer değişle eğitim dizgesinin çıktılarıdır. Bu çıktıların hedeflenen amaçlar doğrultusunda olup, olmadığının sistemce kontrol altına alınması ve değerlendirilmesi gerekir. Değerlendirme sonucu hedeflenen amaca ulaşmak için çaba gösterilmesi gerekir. Eğitim işlevinin bir bütünlük içinde tüm bu unsurları taşıyan biçimine Eğitim Dizgesi diyoruz. Bu günkü Eğitim Sistemi, Milli Eğitim Temel Kanununda ve Anayasamızda belirtilen ilkelere uygun eğitim işlevini, eşitlikçi ve öğrenci merkezli olarak gerçekleştirme görevini yerine getirememektedir. Bu yönü ile demokratik, çağdaş ve evrensel bir sistem olmaktan uzak ilkel bir yapıya sahiptir. Eğitimim bir neferi olarak, ülkemizde eğitim konusunda çağdaş bir esere gereksinim duyulduğu düşüncesinden yola çıkarak; 1983 yılında bu eseri deneyim ve birikimlerim doğrultusunda kaleme almaya başladım. 1991-1997 yılları arasında, eğitim bilimleri alanında ve eğitimin uygulanması işlevini yürüten bir eğitimci olarak, ( Eğitim Şurası Bölge Toplantılarında üye ve raportör olarak görev alıp, bu yapıttaki görüşlerimi Eğitim Şurası Toplantılarında dile getirip, projelerimin bazı bölümlerinin Çukurova Eğitim Fakültesi Eğitim Şurası Üyelerinin oylamada proje ve görüşlerime oy vermeleri ve destekleriyle şura kararlarına geçmesini sağladım.) projeme destekleri beni daha çok güçlendirerek, güvenimi tazeledi. Bu nedenle de bana eğitimciliğin verdiği bir sorumluluk ve görev anlayışı ile eğitimde yaptığım çeşitli araştırmalar ve uygulamalarımı bu yapıtıma dökmeme olanak sağlamıştır. Ayrıca Geleceğin Eğitimi kişisel web sitemde bu yapıtımda yer alan bilgi ve projelerin basmakalıp uygulanamayacağı, çağımız değişip, geliştikçe sürekli paralel olarak eğitim dizgesinde yeni düzenlemelere ihtiyaç bulunacağı gerçeğinden uzaklaşmadan; her eğitim dizgesi gibi sürekli değişiklikler yapılıp, düzenlenmesine ihtiyaç bulunduğundan yola çıkılması gerektiği anlayışı ile 2000 yılında ( Web siteme giriş yapamadığım ve düzenleyemediğim için en son 2004 yılında bazı düzenlemeler yapıp, güncelleme yapılmıştır. Daha sonra değişiklik yapılamamıştır.) yapıtımda, küçük ve yeni düzenlemeler yapma ve geliştirme ihtiyacını duydum. 2001-2002 yıllarında emekliye ayrıldığım zaman yayımlamak düşüncesi ile 2000 yılı başlarında, basıma hazır bir yapıta dönüştürdüm. Bu yapıt bir gün basımı yapılarak yayımlanacak, okuyucularımca okunacak. Ancak bitmedi !.. Bitmeyecek !.. Hep açtı!.. Hep Susamıştı !.. Hep aç ve susuz kalacak !.. Günümüzde, gelecekte, insan oğlu evrende var olduğu süreçte; kuşaktan, kuşağa, nesilden, nesle her Eğitim Dizgesi gibi bu yapıttaki eğitim dizgesinin de sürekli geliştirilmesi gerekecektir. Eğitim sistemlerinde, insanın insan olmasının gerektirdiği evrensel değerler, yalnız insana has değerlerdir. Çağdaş bir insan toplumu olmanın felsefesi, çağa uygun insan olmanın gerektirdiği tüm değerlerin yaşam biçimine dönüştürülmesidir. Bu değerlerin teknolojinin, bilimin, evrensel bazı güçlerin ya da kendi ürettiklerimizin esiri ya da kölelerine dönüşmemesi ve düşünce ürünlerimizle yok edilmemesi için hep var olmaları gereken ve yalnız insana has duygular ve davranış örüntüleri olduğu unutulmamalıdır. Bu amaçla insanın insan olmasının gerektirdiği bu değerler, sürekli eğitimcilerin düşünceleri, görüşleri, önerileri ve katkıları ile geliştirilmeye, beslenmeye, büyümeye ve sürekli düzenlenmelere gidilmesine ve sistemin yapılanmasında yer almasına ihtiyacı bulunmaktadır. Bu ihtiyacın karşılanması için de eğitim sisteminde yetiştirilen gençlerimizin iyi ve kaliteli olarak yetiştirilip, geleceklerinin de bu günü kadar güvenceye alınması ve bu güçleri yenebilecek kapasite ile donatılması gerekeceği bilinmeli ve eğitimin olmazsa olmazlarını oluşturmalıdır. Çağımızda, bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği, ” Sibernetik Uzay Çağını “ yaşadığımız evrende, artık devletler küçülmeye başlamışlardır. Bu amaçla bir çok ulus ya da devlet bir araya gelerek “Avrupa Birleşik Devletleri, G-7’ler, Avrasya Devletleri, 3. Dünya Devletleri, Afrika ve Orta Doğu Devletleri, Amerika Birleşik Devletleri vb” birlikler oluşturmaya ihtiyaç ve gereksinim duymaktadırlar. Bu birliklerden yola çıkarak, küçülen dünyamızda süreç içinde bir bütünleşme ile dünyanın birliğine doğru bir gelişme, birliktelik ve bütünleşme yakın çağımızda yaşanmaktadır ve yaşanmaya devam edilecektir. ( Emperyalizmin böl, parçala yönet hedefini yok etmek amacı ile birlikteliklerle güçlenmek hedeflenmelidir.) “Dünya Devletinin” Dünyamızın korunması, tüm olanaklardan her insanın eşit yararlanması için bu zorunludur. Bu nedenle de herkes için geçerli çağdaş bir eğitim zorunlu hale gelecektir. Tüm bu amaçlarla globalleşen dünyamızda, eğitim, bilgi, iletişim, enformasyon, teknoloji, siyaset, ekonomi vb. alanlarda insan oğlunun birlikteliğine, insan hak ve özgürlüklerini benimsemekle kalınmayıp, uygulamada barış içinde birlikte yaşamasına, anlaşabilmesine, tüm olanaklardan eşit ve birlikte yararlanmalarına, kısaca her insanın eşit olarak, her insanın insan gibi yaşayabilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu gün insanların, bilgiye ulaşması, bilgiden yararlanması, bilgiyi kullanması ve tüm toplumun ve insan oğlunun yararına ve hizmetine sunması; daha gelişmiş, daha kalkınmış, daha özgürlükçü, daha demokrat, daha insancıl, daha barışçı, daha çağdaş bir ülkeyi ve dünyayı gelecek kuşaklara ve nesillere bırakma özlemimizin gerçekleştirilmesi için çaba göstermekle yetinilmeyip, ancak çağdaş, bireysel ve demokratik bir eğitimle gerçekleşeceği unutulmamalıdır. Ülkemizin, gelecekte dünya aileleri arasında uygar bir ulus olarak yer alabilmesi için ülkemiz üzerinde yaşayan tüm bireylere hiç bir ayırım yapılmadan bu bilincin verilerek, insan olmanın gerektirdiği, çağdaş, demokrat, laik ve özgürlükçü bir ulus olarak; geleceğine güvenle bakacak güven ve öz güveni gelişmiş; kendisi, çevresi ve tüm toplumla barışık; empati kabiliyeti gelişmiş, sevgi ortamında büyüyerek, kendini ve insanları sevme kabiliyet ve bilincinden yola çıkılarak, bu alışkanlıktan kaynaklı, ülkesini ve dünyayı seven, koruyan; insan haklarını savunan, koruyan ve uygulayan; laik, demokratik, sosyal ve hukuk devleti ilkesini gözeten ve tüm yönleri ile eşit uygulayan, bilimsel ve hür düşünceye sahip ; tüm bu insani ve toplumsal özellikleri yaşam şekline dönüştüren; sağlıklı kişilikli, verimli, kendine ve topluma yararlı üretken bireylere dönüştürülmeleri, bunları gerçekleştirmek için daha çağdaş ve daha demokratik ve öğrenci merkezli bir eğitime ihtiyaç bulunmaktadır. Eğitimimizin bu günkü yapısına baktığımızda insanın insan olmasının gerektirdiği, çağın koşullarına uygun erdem olan evrensel değerleri kazandırmaktan uzak olduğunu, süslü yazılarla metinlerde bulunmasına rağmen, uygulamada bunları davranışa dönüştürecek bireyleri yeterince yetiştiremediği ; sevgiye- saygıya, özveriye tutsak, kendine ve yakın çevresine güvensiz, özgüvensiz, mutsuz, umutsuz, karamsar, kötümser, bencil, kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarının üstünde tutan, soyan, talan eden, kaçıran, göçüren ve bu davranışları kurnazlık diye maharet bilen, kısacası doğanın sunduğu olanakları bilinçsizce tüketen, insan olmanın gerektirdiği olumlu davranışlardan çok olumsuz davranış örüntülerini alışkanlığa ve yaşam biçimine dönüştürmüş bireylerin yetiştirilmesine, zemin hazırladığı acı gerçeği ile karşı karşıya gelmekteyiz. Çağdaş bireylere dönüşmek yerine, çağdışı…………. SUNUŞ Değerli Okuyucularım… GELECEĞİN EĞİTİMİ adını ülkemizde ilk defa kullanarak, belki de Dünya’da… Yazdığım yapıtımı, 2003 yılında bu kişisel web sitemde yayımladığımdan dolayı bu siteye de aynı adı verdim. www.geleceginegitimi.com Dünya’da ve Ülkemiz de kalkınmanın gelişmenin ve medeni bir ülke olarak Dünya Ulusunun bir parçasına dönüşümün Bilim ve Teknoloji ile gerçekleşeceğinden kuşku duyulmadan yola çıkıldığında her ülkenin gelecek nesillerinin çağa uygun yetiştirilmekle kalınmaması, tüm toplumun yetiştirilmesi gerektiği bilinmesi gereken en büyük gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu gerçeklikte ülkemizde ülkemiz koşullarına uygun olan kaleme aldığım bu sitedeki Geleceğin Eğitim Sisteminde ki yapıtım ÇAĞDAŞ, BİREYSEL VE YÖNLENDİRİCİ EĞİTİM DİZGESİ’nin ülkemişzde uygulamaya konulması ile gerçekleşeceği gerçekliğini görmeme ve vurgulamam olmuştur. Bu temel amacı gerçekleştirmek için de 1976 da başladığımı, 1983-2000 yılları arasında geliştirip tamamladığım bu yapıtı kaleme alırken vurgulamış olmamdır. Çok ileri tarihlerde Türkiye’de iktidara gelen Milli Eğitim Bakanları (2003 yılından bugüne bu yapıt MEB, YÖK, Üniversitelere gönderilmiştir.) bu yapıtımın eğitimde, çağdaşlaşmanın gelişmenin, modernleşmenin hatta daha fazla demokratikleşmenin; bilimde, teknoloji de, sanayii de ilerlemenin, devleşmenin, projeler üreterek markalaşmanın önemini vurguladım. Eğitime yapılan yatırımın ürünü gelişme ve kalkınma ile geri dönüt vermekle kalmayacak, üretilen ürünlerin ayrıca çağdaş ülkeler seviyesine gelmemize ve geleceği yakalamamıza hatta gelecekte uzaya açılmaya vesile olacağını anlayacaklardır… Geleceğin Eğitimi uygulamaya geçmediği her gecikmenin bedeli, üretken değil tüketici ve işsiz neslin artmasına vesile olacaktır. Bu koşullarda iş işten geçerek çağın gerisinde kalmaya mahkum olacağız. İleri ki tarihlerde belki de, eğitimdeki gelişmelere özel sektör öncülük edecek ve Eğitim Sektörleri, kurum, kuruluşlar sık sık Geleceğin Eğitimi ismini sanki yeni keşfedilmiş ve ülkelerinde yıllarca önce aynı adla bir yapıtın yazıldığından haberli veya habersiz bu adı sürekli ülkelerden ısmarlama alma alışkanlığını sürdüreceklerdir. Belki de bu yapıttaki önerileri, sistemin yapısını dile getirip, projeleri ve bu adı yeniymiş gibi kullanır olacaklardır. Sakın ha sakın!.. Benim projelerimi kullanma hakkı yalnız ülkemizin eğitiminden sorumlu ve yetkili olan MEB ve bu yapıttaki proje ve yapılanmalara inanan çağdaş iktidarlara aittir. Bunlar dışındaki kişi ve kurumların, benden izin almadan GELECEĞİN EĞİTİMİ yeni gündeme geliyormuş ve kendileri getiriyormuş gibi sahiplenmeleri ve tartışmaya açışları beni derinden yaralayıp üzeceği ilgililerce bilinmelidir. Oysa ben bu eseri oluşturduğumda ÜLKEMİZYALNIZ ÜLKEMİZ İÇİN OLUŞTURDUM. Herhangi bir çıkar gözetmedim. BU NEDENLE GELECEĞİN EĞİTİMİ’NİN VE BU ADIN TEK SAHİBİ TÜRK HALKIDIR…. 2003 Yılında Üniversitelerin Eğitim Fakültelerine ve MEB’ na yollamakla yetinmedim. Eğitim Şur’ası üyeliğimde ilimde ve bölge toplantılarında, panel, konferans ve seminerlerde konuşmacı olarak, gündeme getirerek bazı projelerim Şur’a kararlarına eklendi. Tavsiye niteliğinde olan bu projeleri ve önerileri her iktidar işine geldiği kadarından yararlandı ve yararlanmaya devam edeceklerdir. Yıllar öncesinden emekler verilerek yazılmış, GELECEĞİN EĞİTİM adlı ve ülkemize, ülkemizdeki bölgeler ve bölgelerdeki illerin doğal yapısı ve bitki örtüsüne en uygun hazırlanmış bir yapıt varken, yeni arayışlara girmek ve Dünyanın yuvarlak olduğunu yeniden araştırmak, tartışmaya açmak yanılgıların en büyüğünü oluşturmakla kalmayıp, zaman israfı olacaktır. Yapıtımdan özellikle MEB ‘nca yararlanılırken şu ilke asla göz ardı edilmemelidir. Bir model hiçbir koşulda olduğu gibi alınamaz, ve alınmamalıdır. Yönetim biçimleri, ve çağa, çağın değişimlerine en uygun olan düzenlemeleri yapmak, değiştirilmek ve istenen hedef davranışlar belirlenmeli, ülkemizde nasıl bir geleceğin yetişmesi isteniyor, hangi illerde neler yetiştirilebilir, hangi liseler, mesleki ve teknik, işe ve hayata hazırlayıcı Lise Programları açılmalıdır, kontenjanları ülke genelinde ne kadar olmalıdır vb.……tüm koşullar dikkate alınarak gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Yine her ülkenin örf, adet, gelenek, görenek, dini inanç, ulus, kültür yapısı vb. farklılıkları olduğu için yetiştirilecek yeni nesillerin her ülkenin hatta her ilin yapısına, iklim, zenginlik kaynakları ve üretim koşulları dikkate alınarak eğitimin yapılandırılması gerektiğini vurguladım. İlk bakışta bu yapıtı okuyanlara Atatürkçü Görüş çizgisinde yazılmış izlenimi verebilir ancak ben Atatürk’ün gençliğe emanetlerini takipçisi ve izinde olarak bu geniş ufuklu , dahi liderimizin bizlere, ulusumuza söylemiş olduğu bazı sözlerini alarak eğitim sisteminin GELECEĞE UYGUN nasıl yapılanması gerektiğini açıklarken; Atatürk’ ün yıllar öncesi Cumhuriyetin ilk yıllarında, vurguladığı eğitimin ülkelerin gelişip, kalkınmasındaki önemini değerli halkımıza tekrar anımsatmak amacı ile bu kavramaları bilinçli olarak vurguladım. Bugün eğitim sistemimizde sorunlar varsa, ülkemiz gelişip kalkınmamışsa, gelişmiş ülkeleri gerilerden takip ediyorsak; bunun tek sorumlusu Siyasi İktidarlar ve Eğitimimize verdikleri önemdir… Ülkemizde her iktidara gelen hükümet, (Devlette devamlılık esastır.) Kuralını çiğnemeden ve eğitimi siyasete alet etmeden yalnız ülkenin gelişmesini, çağdaşlaşmasını, üretken ve geleceğe uygun nesiller yetiştirmenin önemini kavrayıp, sezmiş olsalardı. Büyük olasılıkla BUGÜN EĞİTİ SİSTEMİMİZDE SORUNLAR YAŞANMAYACAK VE GELİŞİP, KALKINMIŞ BİR ÜLKE OLACAKTIK… Bu nedenle sürekli ileriyi gören Atatürk’ün bu sözlerine yapıtımda atıfta bulunarak; belki bundan sonraki iktidarlar daha önce eğitim sisteminde yapılan yanlış uygulamalardan geri adım atma erdemini gösterirler. Umudunu taşıyarak vurgulamaları dikkatleri çekmek için yapılanmalar ve projeler arasında, Atatürk’ün ilgili sözlerine bilinçli olarak yer vererek, dikkatleri çekmek istedim. Çünkü bir eğitim sisteminin uygulamasına geçilmeden yalnız bugüne uygun çağdaş bireyler değil, 50 yıl 100 yıl hatta geleceğe uygun üretken ve uzman bireyler yetiştirmenin planlanması yapılması olmazsa olmazlarımızdan olmalıdır. Aksi takdirde üretken olmaktan çok dışa bağımlı tüketici toplumuna uyun verimsiz bireyler yetiştiririz ki… Yazık ederiz, ülkemizi ortaçağın karanlığına mahkum ederiz… Her yapıt belirli oranda içinde bulunduğu koşullara uygun yanlı olarak yazılabilir. Ancak bu yanlılık bu yapıtın önemli ve ana hatlarını oluşturan bölümlerden yararlanmamak anlamına gelmemelidir. Ben yapıtımın ilk söz veya ön sözde belirtildiği gibi Bu yapıtın bitmediğini bitmeyeceğini…. hep aç susuz kalacağını….eğitimcilerin görüşleri doğrultusunda, oluşturacakları kurullar, komisyonlarca sürekli çağa uygun geliştirilmesine ihtiyaç bulunduğunu sürekli vurguladım. Halil TÜRKMEN Psikolog/Rehber Öğretmen |
