Geleceğin Eğitimi ” Çağdaş, Bireysel ve Yönlendirici Eğitim Sistemi” -2003 alıntıdır. 4. Bölüm:

   Özellikle günümüzde uygulanan eğitim sistemimiz, öğrencilerin bireysel ayrıcalıklarını dikkate almadan, belirlenen programlara uygun dersleri alarak ve başarılı olması beklentisini taşımaktadır. Yani bireysel ayrıcalıklarını dikkate almayan, çağdışı program merkezli alanlara öğrencilerin yönelmesini sağlamaktadır. Bu yanlışlık yetmez gibi çocuklarımızın, gençlerimizin, ihtiyaçlarını ve isteklerini dikkate almadan; derslerde çağın gelişen koşullarına uygun eğitim araç-gereçlerinden eşitlikçi ve yeterince yararlanmadan; ayrıca öğrencileri güdüleme, istek yaratma ve motive etmeden yoksun ve çağdışı öğretim yöntemlerini uygulayarak, yeteneği uygun olmayan alanlara ve programlara zorlayarak, baskı ile sevgi yaptırımı yerine şiddet yaptırımlarına yer vererek; öğrendikleri bilgiler işlerine yarasa da yaramasa da öğretilmeye çaba gösterilmiştir. Bütün bunlar yetmezmiş gibi aldıkları yıllarca eğitimin sonunda, işsiz bırakılarak; sokağa itilmeye mahkum edilmişlerdir.

      Bu çağdışı eğitim anlayışı ile yıllarca kendi belirledikleri programlarda, hedefledikleri davranışları kazanmalarına zorlamalarla, baskıcı yaklaşımlarla; öğrencileri ürkekleştirip, pasif kalmaya yönelterek; başarısız olmalarına, sürekli başarısızlıklar yaşaması sonucu başarısızlık kaygısını ve süreç içinde stres yaşamalarına neden olmuşlar, adeta çalışkan bir ulusun fertlerin sağlıksız olmaya teşvik etmişlerdir.


    Süreç içinde başarısızlığı kaderi gibi algılayıp, öğrencinin dersten, öğretmeninden hatta okuldan soğumasına yol açan; girişimcilik, değerlilik, güven, özgüven, sağlıklı benlik gibi kişisel özelliklerini zayıflatan, öğretmenle yüz göz olarak, ona karşı sevgi ve saygısını azaltan; daha da önemlisi toplumun üretken bir ferdi olmanın gerektirdiği, bedensel, bilişsel ve duygusal yönlerden sağlıklı, kişilik sahibi, hür ve bilimsel düşünebilen, geniş bir dünya görüşüne sahip, laik, insan haklarına saygılı, Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseyen, topluma karşı sorumluluğu gelişmiş, düşünen, araştıran, soran, sorgulayan, eleştiren, yorumlayan, yapıcı, yaratıcı, paylaşımcı, çağdaş, kendini savunup, kendi kendisi olabilen, iyi bir insan, iyi bir vatandaş; kısaca topluma yararlı, verimli ve üretken bireyler olarak yetişmesini sağlamaktan çok uzak olan bu eğitim anlayışı hep egemen kılınmıştır. (Mevcut eğitim sisteminin yapısı ve düzenlenişi, Milli Eğitimimizin belirlenen amaç ve hedeflerini, gerçekleştirmeden yoksun ve uzaktır.) Yıllardan beri uygulanan ve bir çok olumsuz sonuçları ortaya çıkan, program merkezli eğitim sisteminde neden direniyorlar !.. Üstelik çağımızda bireysel ve öğrenci merkezli eğitimlerin önemi bilinirken ve önerilmişken… Bu denenmiş, köhnemiş, eskimiş ve zararlı olan sisteme direnmelerini, devam ettirmelerinin amacını anlamakta zorlanıyorum…
  

    Belirlenmiş olan, aynı programlarda öğrencilerin bireysel özelliği ne olursa olsun başarılı olmalarını çağdışı disiplin önlemleri ile gerçekleştirmeye çalışmışlardır!.. Bireylerin eğitim sistemlerinin gereği, aldıkları eğitim biçimlerinin öğrenciler üzerindeki etkilerini psikolojik açıdan irdelediğimizde: Bireyler yaşamları süresince zorlamalar, baskılar, umutsuzluklar, düş kırıklıkları, motive olamama ve başaramama vb. olumsuzlukları yaşamışlar ise kısacası olumsuzluk yaşam biçimine dönüşmüşse; bu yaşamlarında mutlu olmamalarına, sevgiye susamış olmalarına, kendilerinden ve her şeyden nefret etmeleri sonucunda; yaşamlarında sürekli nefreti, yıkıcılığı, yıkımı tercih etme durumunda bırakılmış olurlar. Bu birey yaşamda hep başarısız oluyorsa, yaşamı zorlanmalara ve acı içinde geçiyorsa, etkinliklere, insani duygulara, üretkenliğe yönelemez. Güçsüzlükten kaynaklanan, kötülüyü, yok etmeyi ve şiddete seçecektir. Birey olarak üretkenliğin zıttı tüketen, iyiyi yok eden, ortadan kaldıran, başkalarına zarar vermekten mutluluk duyan ( Sadist) hatta kendi benliğine de zararlar veren (Mazoşist) sağlıksız bir kişiliğe sahip olacaktır


     Ayrıca ülkemizde eğitim sistemimizin çocuklarımızın bireysel özelliklerini dikkate alacak şekilde düzenlenmediği yetmiyormuş gibi, çocuklarımız, gençlerimiz ve onlarla birlikte aynı stresi yaşayan anne-babalar bir de eleyici sınav maratonunu gerçeği ile karşı karşıya bırakılmaktadırlar. Bu da yetmezmiş gibi o kadar yıl alınan eğitim sonunda üretken değil tüketici olmaktan başka bir kazanım elde edilmemekte ve işsiz kalmaya mahkum edilerek, hayatları onlara zehir edilmektedir. Günümüzde uygulanan Eğitim Sistemine şöyle bir dönüp, baktığımızda; sistemde kendi elleri ile oluşturdukları bu çarpık yapı, sürekli kaçınılmaz olan siyasi düzenlemelere zemin hazırlamıştı. Bu aşamada sınavlarda dönen oyunları o yıllarda yaşayan gençlerimiz çok iyi bilirler. Bazı Meslek Liselerine yönelen öğrencilere, sözüm onlara eşitliği sağlamak için ek puanlar verilerek; yükseköğretime geçişleri daha sonra da bunlar üniversite mezunu ihtiyaç olan her kurum da bunları istihdam edelim anlayışı kasıtlı ve bilinçli olarak egemen olmuştur. Oysa ülkemizin ihtiyaçlarına ve istihdam oranına göre program ve kontenjanların oluşturulması ve yalnız bir programın değil de tüm mesleki ve mesleki teknik eğitim programlarına sınavsız geçiş düzenlemesi getirilmesi çok zor bir iş midir ? Bu çağdışı ve siyasi amaçlı uygulamalar sonucu Eğitim, Fen Edebiyat, İletişim, Hukuk, Sosyal Bilimler vb. Lisans ve Ön Lisans Programlarından mezun olacak öğrencilerin nerelerde, nasıl istihdam edileceği; illerden başlanarak, bölgelere ve Türkiye koşullarına, çağa ve geleceğe uygun arz ve talep dikkate alınarak, planlanmadığı için her yıl bu programlardan mezun olan öğrencileri adeta bilinçli olarak iş bulamayacakları ve sorunlar ortaya çıktığında birilerinin kayırmasına ihtiyaç duyulması düşünülerek; daha doğrusu bilinçli olarak üniversite mezunu İŞSİZLER ORDUSUNUN OLUŞUMUNA KATKILAR SAĞLAMIŞLARDIR.


   Deneyimli eğitimciler çok iyi bilirler. Bazı öğrenciler yetersiz olduğu alanlarda ilgili derslere ilgi göstermezler. Tüm çabalara rağmen belirli bir seviyenin üstüne çıkamadığı gibi sürekli başarısızlığa uğraması o derse ilgisiz ve öğretmenine karşı antipati duymasını sağlar. O ders kendisine işkence gibi gelir ve kişiliğini de olumsuz etkiler. Bu nedenle öğrencilerimizin her alanda başarılı olmasını beklememeliyiz. Her öğrencinin güçlü, zayıf, çok zayıf ve çok güçlü yönleri kısaca farklı bireysel özellikleri olduğunu unutmamalıyız ve eğitimde bu farklılıkları dikkate alarak zayıf yönleri seviyelerine ve özelliklerine uygun geliştirmeye zorlamadan çalışırken, üstün yönlerinde uzmanlaştırarak üretken ve verimli bireylere dönüşmelerine katkıda bulunmalıyız… Kısaca eğitimin temel amacı bireyin yeterli ve üstün olan yönlerini daha üst düzeyde geliştirmelerine eğitim ortamlarında katkıda bulunarak, bu alanda uzmanlaşmalarını sağlayarak, nitelikli ve üretken bireyler yetiştirilmesi yolu ile ülkenin gelişmesine ve kalkınmasına katkı sağlamak olmalıdır…


    Yani eğitimin temel amaçlarından sadece birisinin ailesine, topluma ve kendine yararlı bireyler olarak yetiştirmek olduğu unutulmamalıdır… Bunun gibi birçok olumsuzlukların yaşandığı tüm eğitimcilerce bilinmesine, önerilerde bulunulmasına rağmen, bu sistemde ve benzerlerinde sürekli direnmek! Bir takıntı değil de nedir!..


    Yine bugün Üniversite Sınavlarındaki durumu anımsarsak, çeşnisi hiç bir ülkeye nasip olmayan bol çeşitteki liselerimizden mezun olan öğrencilerimiz, farklı özelliklere sahip olmalarına, farklı koşullarda yetiştirilmelerine rağmen; eşitlik adına! Yönelecekleri programlardaki kontenjanlar ile lise mezunları sayısının fazla olması bahane edilerek, eleyicilik esasına dayalı olan tüm lise mezunları aynı sınav maratonunda koşturularak, yükseköğretime geçişleri düzenlenmiştir. Sanki başka bir çözüm yolu yok gibi… Sanki herkes mutlaka doktor, öğretmen, hukukçu, mühendis vb. mesleklerin mensubu olacaklar….
 

     Türkiye’de bu meslekler dışında diğer mesleklerdeki insanlara nitelikli kalifiye ara gücü elemanlara, uzman teknisyen ve teknikerlere hiç mi ihtiyacımız yoktur. Özellikle çağımızın koşullarına uygun olan mesleki, mesleki teknik eğitim veya işe hayata hazırlayıcı program mezunu kişilere ihtiyaç varken neden ihtiyaç yokmuş gibi bu alana gerekli önem değer verilmiyor. Sanki milyonlarca imama ve din adamına ülkemizde ihtiyaç oluşturuluyor.
Yüksek Öğrenim Mezunu olan öğle mesleklerin lisans ve yüksek lisans programlarından çok sayıda mezun olan bu gençlerimizin işi hazır ya !..


    Sizlerde biliyorsunuz! Hatta bilinçli olarak yapıyorsunuz!.. Sizlerin yıllardır ülkemiz üzerinde planlayıp, uyguladığınız oyun bu! Oyun !.. Ülkeye yararlı ve üretken Nesiller yetiştirmek değil… Emperyalist Ülkelerin ve Demokrasi yerine Teokrasi ya da Otokrasi ve Monarşi vb. Yönetim biçimlerini getirmek ve kalıcı kılmak amaçlanan..…. Yeri geldiğinde kendilerine körü körüne itaat edecek eğitimsiz ve cahil nesiller ya da Dinci Nesiller yetiştirmek amacı ile bizim çocuklarımız ve gençlerimiz mi kurban seçilmeliler… Bu tür girişim ya da oluşumlara asla izin verilmemelidir…
    Eğitime yıllarını vererek, üretken olma, bir işe yarama, kendi işini kurma, kendince istediği gibi yaşama vb. insani hayallerle, hedefini belirleyip yıllarca eğitim gören ve sonuçta tüm hayalleri gerçekleşmediği gibi bir bölümünü de gerçekleştirme olanağı tanınmayarak, sokağa atılıp işsizler ordusuna katılan, yıllarca kişiliğinden, onurundan ve ülke sevgisi ve çıkarlarından ödün vermeyen, ancak adı enayiye çıkan ve açlıktan ağzı kokan bu gençlere neden kıyıyorsunuz efendiler!.. Sizin yönlendirdiğiniz programlardan mezun olmalarında, Onların suçu nedir?

    Emperyalizmin, O’nun kuklası demokrasi ve çağdışı yönetimlerin; ülkemizde oynadığı oyun gereği, Lise, Yükseköğretim ve Fakültelerden mezun olarak, boşta kalan Diplomalı İşsizlere, Asgari ücretle çalıştırılacak kişilere, Terörist örgüt elamanlarına, Bozuk düzenden yararlanarak beyinleri yıkanacak bölücülere ve kolaylıkla satın alınacak maşalara daha fazla ülkemizde ihtiyaç var… Siyasi iktidarlara bağlı ve bağımlı olacak, gerektiğinde kolaylıkla kullanıla bilecek maşalara sürekli ihtiyaç vardır… Hedef budur! Bu ihtiyaçlar sürekli yaratılmalıdır!..

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….

    Yönlendirmede, her bireylerin bireysel ayrıcalıkları ve potansiyelleri dikkate alınarak, istedikleri programlara yönelerek, eğitim koşulları sağlanıyorsa; istediği ve bireysel ayrıcalıklarına uygun olan alanlarda başarı kaçınılmaz olacağı için sürekli başarılı olur ve hem kendine, ailesine ve ülkesine yararlı bireye dönüşür. Yine sıcak ve sevgi dolu bir ortamda ve koşullarda büyüyüp, yaşıyorlarsa; kendini seven, güven ve özgüveni gelişmiş, yaşamı sever, herkesi sever, kendisi kadar herkesin mutluluğunu ister. Bu insan kötülük düşünemez, bu insan kimseye zarar veremez, yıkıcılık, yok etmek, tutsaklık, alıkoymak ve tüketici olmak yerine; barışı, dostluğu, özgürlüğü, yaşamı, bağımsızlığı ve üretmeyi seçer.


   Kendine güveni ve öz güveni gelişmiş birey, yaşamında tüm insanlara güvenmeyi; sevgi ortamında büyüyen birey, kendini sevmeyi diğer insanları sevip, saymayı, onlara değer vermeyi; olumsuz koşulların, zorlanmaların, baskının, şiddetin, dayağın girdabında boğulmayan birey, kötümser, yıkıcı, hep başarısız olamaz, kötülük ve yıkım düşünemez. İnsanların ve kendinin her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünür, üretir, paylaşır. Bu birey üretken, verimli ve sağlıklı bir kişiliğe sahip olacaktır.
   

   Bizim eğitim sistemimiz, öğrencilerin bireysel ayrıcalıklarını dikkate almadan, belirlenen programlarda öğrencilerin ihtiyaçlarını ve isteklerini dikkate almadan, dersleri çağdaş araç-gereçlerden yararlanarak, öğrencileri güdüleme, istek yaratma ve motive etmeden yosun ve çağdışı öğretim yöntemlerini uygulayarak, baskı ile zorlama ile gerekirse sevgi yaptırımı yerine şiddet yaptırımlarına yer vererek, bilgiler işlerine yarasa da yaramasa da öğretilmeye çalışılmaktadır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi aldıkları yıllarca eğitimin sonunda sokağa itilmeye mahkum edilmektedirler. Eğitimin temel amaçlarından biri topluma yararlı bireyler yetiştirmek, değil midir? Toplumun ihtiyaçlarına uygun in sanlar yetiştirmek, yerine kendi çıkarlarına uygun insanlar yetiştirmek. Eğitimde yapılan bu olumsuzlukların, bazı ülkelerin soğuk ya da sıcak harp dönemlerinde uygulamalarını gördüğümüz; sözüm onlara insanlık için, ülke için diyerek, bazı kötü emellerini ve komplekslerini tatmin etmek isteyen kan içici, insanlık düşmanı diktatörlerce yapıldığını bilmiyor musunuz? Bu ve benzeri durumlar, insan haklarının ihlali değil midir.? İnsanlarımızın çocukluklarından beri özlemlerini gerçekleştirme hayallerini ve hedeflerini yok edenler mi yoksa gençlerimizi bu hale getirenler mi asıl suçlulardır. Öğrencilerin bireysel ayrıcalıklarını dikkate almayan program merkezli eğitim sistemlerinde, yönlendirmelerde başarısızlık kaçınılmazdır.


     Bu nedenle başarısız öğrenci yoktur. Başarısız sistem, dersler ve programlar; eğitim koşulları ve çevre vardır.    Her Bireyin, BİREYSEL ÖZELLİKLERİNE UYGUN VE ÜLKEMİZ KOŞULLARINA UYGUN ALANLARLAR/ PROGRAMLARDA Yetiştirilmesi ve Uzmanlaşması sonucu; ÜRETKEN VE NİTELİKLİ KALİFİYE, ELEMANLARIN ÜLKEMİZ VE GELECEĞİMİZİN İHTİYAÇLARININ, Karşılanması Sağlanarak; Ülkemizde, HER ALANDA NİTELİKLİ YETİŞEN GENÇLİK; UZMANLAŞAN BU NESİL SAYESİNDE; ÜLKEMİZİN KALKINMASININ ÖNÜNDE BİR ENGEL KALMAYACAĞI GİBİ DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZ ORTADAN KALKARAK, ÜLKEMİZ KENDİNE YETERLİ OLMAKLA KALMAYIP, SÜREÇ İÇİNDE ÇAĞDAŞ TARIMIN, MADENCİLİĞİN, TEKNOLOJİNİN, BİLİMİN, BİLİŞİMİN, YAZILIMIN VB. KISACA HER ALANDA GELİŞEREK, ÇAĞDAŞ ÜLKELER SEVİYESİNE GELEREK, KİMSEYE BAĞIMLI KALINMAYACAĞI…VS.  ORTADADIR.

          Öğrencileri  Yeteneğe  Göre  Seviye Grubu Oluşturup , Yönlendirmenin  Üstün  Yönleri:

      Öğrencilerin akademik başarısında, gelişim  dönemlerinin özelliklerine uygun,  eğitim-öğretimden verimli  ve  kaliteli  yararlanma  koşulları  ne  kadar  iyi  düzenlenmiş olsa da, öğrencilerin  yukarda  belirtilen bireysel  farklılıklarını  yani yeteneklerini  dikkate  almadan  hazırlanan  eğitim-öğretim  programlarında  öğrenciler  hedeflenen  ve  istenen  düzeyde  başarılı  olamamaktadırlar.Bireyin doğası gereği yeteneği olmayan alanlarda ilgi,isteği de olmamakta, ilgi ve istekli olmadığı bir program ya da derste başarı şansı düşük olmaktadır.Yetenekli olmadıkları alanlara yönelen, öğrencilerin  başarısızlık  sorunları yanında  diğer  bölümlerde de  detaylı  açıklandığı  gibi  bir  çok  psikolojik  ve  kişisel  sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Oysa öğrencilerin  bireysel  ayrıcalıklarını uygun eğitim programlarına yönelen öğrencilerin, eğitimde ki diğer mevcut koşulların gerekliliği ve önemi oranında; (Eğitim-öğretim yaşantısı süresince kazandıkları bilgi, beceri ve başarı oluşmaktadır.) doğuştan getirdikleri ilgi, istidat, zihinsel yetenekler, değerler, kişilik vb. özellikleri de   akademik başarının kazanılmasında en önemli koşullar olarak geçerliliğini korumaktadır.

    Bunun yanında yönlendirmede, öğrencileri bireysel özellikleri  bakımından  birbirine benzerlik gösteren, bireysel ayrıcalıkları ve güçleri denk olan  grupları-seviyeleri, olanaklar oranında  bir  araya  getirerek; Oluşturulan  bireysel kümelerde ya da gruplarda, (Yetenekleri denk seviye grupları)  uygun  programlara yönelip  ve  isteğine, ihtiyacına uygun dersleri alarak, yetişmelerini sağlamaya yönelik, hazırlanan eğitim programlarında; öğrenciler  daha  başarılı  olmaktadırlar. Bu nedenle bireysel eğitimin basamaklarından biri olan, öğrencilerin zihinsel yeteneklerini yani tüm bireysel ayrıcalıklarını da dikkate alan bir yönlendir meye acilen geçilmesi ihtiyaç olmaktan çok  zorunlu  bir hale gelmiştir.

     Bu  yolla  öğrenciler  farklı  programlara  yönlendirildiklerinde  yetenek , başarı  ve  diğer  bireysel  özellikleri  eşit koşullarda olması, ayrıca ders ve dersleri verecek öğretmenlerin öğrencinin isteğine uygun seçilmesi,                            ( Öğretmenin, yaklaşımlarını ve kendini eleştirip, öz eleştiri getirmesi ve kendini yenileyip , sürekli geliştirmesini sağlayacaktır. Oysa çalışanı onurlandırmak, çalışmayanı cezalandırma gibi anlayışlar, insanlar için daha gurur ve onur kırıcı yaklaşımlardır.Bu nedenle daha az insanidir.) fiziki  çağdaş  koşulların düzenlendiği dersliklerde ya da mekanlarda,çağdaş araç-gereç ve yöntemlerden yaralanan öğrenciler  daha  istekli, daha verimli  ve  başarılı  olmaktadırlar. Bu  şekilde  bir  yönlendirme  ile  eğitimde  kalite  ve  verimliliğin  artacağına  inanmaktayım.

     Bu gün eğitim-öğretimde bu bireysel ayrıcalıklardan yalnız akademik başarı dikkate alınarak,  öğrenciler çeşitli ortaöğretim programlarına  yönelmektedir. Bu günkü sistem, Ortaöğretim programlarına öğrencilerin bireysel tüm  özelliklerini dikkat alan  yönlendirici bir  yapıdan yoksundur. Bu nedenle  aynı  eğitim  programları, yeteneği olsun veya olmasın ,ilgisi bulunsun ya da bulunmasın, değerleri uygun olsun ya da olmasın,akademik  başarısı dikkate alınarak,yeteneği üstün, orta  veya  düşük  tüm  öğrencilere  uygulan makta, bu  programlarda  bu özellikleri üstün olan öğrenciler için  pek sorun  yaratmamaktadır. Sorun  çıksa da  öğrencilerin yetenekli  olması  nedeni  ile  sorunlar  çözümlenmektedir. Oysa  orta  seviyede  ve  düşük  düzeyde bireysel  ayrıcalıklara sahip  öğrenciler, bu  programlar  kapasitelerinin  üzerinde  olduğu  için  zorlanmakta  ve  bir  çok  güçlüklerle  karşılaşmaktadırlar. Başlangıçta  az  sıkıntı  yaşarken çalışmalarına ve çabalarına rağmen istenilen  düzeyde akademik  başarıya ulaşamamaktadırlar. Programlar  kendilerine  ve  isteklerine  uygun  olmadığı  için  anlayamamaktan  kaynaklanan  sorunlar  ortaya  çıkmaktadır .Bu  programlarda  sürekli  başarısız  duruma  düşmeleri  zamanla  çalışıyorum, başaramıyorum. O halde  ben  bunu  yapamıyorum, ben  yetersizim, benim bu  derslere  yeteneğim  yok  duyguları  gittikçe  yaşantısına  egemen  olur. Başaramıyorum  o halde  çalışmamın  anlamı yoktur. Başarısızlık  benim  kaderim.  Duyguları, savunma mekanizmalarını kullanmasına olumsuz davranışların  kişiliğinin  bir  parçası haline  gelmesine neden olur. Tabii bu duygunun  yerleşmesini, başarısızlığın  verdiği  eziklik, aile, öğretmen, arkadaş vb. faktörlerce pekiştirilmesi, baskılar, dışlanmışlık ve değersizlik duygularının eşlik etmesi sonucu; duyusal  ve  psikolojik  sorunlardan  kaynaklanan bir çok kişilik  sorununu  beraberinde getirir. Öğretmenler ve çevrenin, öğrencinin kendini ön plana çıkarıcı olumsuz  davranışlarını  da  ödüllendirilmesi  sonucu ; başarısızlığın  yanında  topluma  yararlı  birey  yerine  topluma  zarar veren, sorunlu ,sağlıksız  kişilik sahibi ve zayıf  karakterli  bireyler yetiştirmiş oluruz.

       Bazı  üstün  yetenekli  öğrenciler  bu karma sınıflarda , öğretmenler   sınıf atmosferindeki  öğrenci  seviyesi  dikkate  alarak  programını  şekillendirip, uygulayacağı, için farklı seviyelerdeki öğrenciler ile  aynı atmosferde, ayrı , ayrı  bireysel  öğretim  gerçekleştiremeyecektir. Gerçekleştirilmek istense bile hem öğretmen hem öğrenciler büyük güçlükler ve sorunlar yaşayacaklardır. Öğretim  programları üstün yetenekli bazı  öğrencilerin seviyelerinin altında olduğu için onlara sıkıcı gelmekte, lüzumsuz  tekrarların  öğrenciyi sıkacağı bilinmeden, derslerden  soğumalarına, yeteneklerini geliştirici bir ortamdan  yoksun  bulunmamaktan  dolayı kendilerini  geliştirecekleri  yerde   bu  özel  ve  üstün yeteneklerinin   süreç  içinde körelmesine  neden  olacaktır. Bu  şekilde  bir  araya  getirilmiş  sınıflarda,  görüldüğü  gibi  en  büyük  sıkıntıları  öncelikli   çok alt  seviye  ve çok  üst  seviyede  olan  öğrenciler   yaşamaktadırlar. Biz  bu    çocukların, bu gençlerin  hayatlarını  kaydırıyoruz ve karartıyoruz. İfadesini  istemeden de  kullanmış  olmam,  bana  pek  anlamsız  gelmiyor!.. 

    Oysa  öğrencilerin  bireysel  özelliklerinin  tümünü  dikkate  alarak, belirlenen  programlardan  her  hangi  bir  programa,  isteğine  ve  ihtiyaçlarına  uygun  olarak  yönelmesi  sağlandığında; Bireysel özellikler bakımından, çoğu  koşulları  benzer  veya  eşit  gruplarla,  seviyelerine, kendinin ve toplumun  ihtiyaçlarına  ve isteklerine  uygun  hazırlanmış  programları  öğrenmeleri daha da kolaylaşacaktır.Ayrıca öğrenci sıkıntı çekmeden, zorlanmadan, olumsuzluklarla  karşılaşmadan; kısaca kişiliği ve sağlığı bozulmadan  eğitilmesi  sağlanacaktır.

     Bu  şekilde  bir yapılanma  ayrıcalık  getirir, sorun  yaratır. Görüşünü  paylaşmıyorum.  Belki  bazı  sakıncaları  bulunabilir, ancak  yukarda  belirtilen  bu  günkü  sınıf  atmosferin de  yukarda  belirtilen  sıkıntıları  yaşayan öğrencilerimizin durumları  dikkate alındığında,  öğrenciye  vereceği  tahribatın  azlığı  tercih  edilmesi  gereken  koşullardan  sadece  biri  olduğu  unutulmamalıdır.

      Ayrıca  yönlendirme  ve  geçişler  konusunda  belirtildiği  gibi,  bulunduğu  seviyeden  yıl  sonunda  performans  göstererek  başarısı  düzeyinde,  farklı  seviyedeki  gruplara  geçişinin  düzenlenmesi  ya  da  tersi olmalı  diğer  değişle eğitimde  ödül ve ceza kullanılmalıdır.  Tercihen  ödül ağırlıklı kullanılmalıdır. Bu sistemin   işletilmesi,  öğrencilerin  kendilerini  geliştirmelerine, güven  ve  özgüven ,  başarı  hazzı, kendini  kanıtlama  vb. duygularının da  gelişmesine  katkıda  bulunacaktır. Başarısız  duruma  düşen  öğrenciler, alt  seviyedeki  gruplara  yönlendirilmeden,  yetiştirme  programları  yolu  ile yetiştirilip aynı  seviyeye getirilmeye çalışılmalı, öğrencinin başarı yönünden aynı  seviyeye getirilmesi için tüm çabaların  gösterilmesine rağmen,  istenen başarı düzeyini yakalayamayan öğrenciler daha alt seviyedeki  programlarda öğrenimlerine  devam  ettirilmelidir. Ancak  bu  daha  önce  belirlenen  standartlara  göre  durumlarına en uygun  olan programlara  yönlendirilmeleri  sağlanmalıdır. Ancak alt  programa  devam  eden  öğrenciler  eğitimleri  süresince  tekrar  daha  üst  düzeydeki  programlara geçişlerinin,  her  yıl  eğitim-öğretim  yılı  sonundaki  performansı  dikkate  alınarak yapılmasının  sürekli  açık  tutulmalıdır.

       Yine  üstün  yetenekli  öğrenciler  bu  sınıflarda , öğretmenlerin sınıf  atmosferindeki  öğrenci  seviyesi  dikkate  alarak  programını  şekillendirip, uygulayacağı için farklı  seviye gruplarında bulunan öğrenciler ile istenilen seviyede ayrı, ayrı  bireysel  öğretim  gerçekleştiremeyeceklerdir. Öğretim programları bu öğrencilerin seviyelerinin altında olduğu için onlara sıkıcı gelmekte, lüzumsuz  tekrarların  öğrenciyi  sıkacağı bilinmeden, derslerden soğumalarına, yeteneklerini geliştirici bir ortamdan  yoksun  bulunmamaktan  dolayı kendilerini geliştirecekleri yerde  bu  özel  ve  üstün yeteneklerinin süreç  içinde körelmesine  neden  olmaktadırlar. Bu  şekilde  bir  araya  getirilmiş karma  sınıflarda; görüldüğü gibi en  büyük  sıkıntıları öncelikli çok alt  ve çok üst seviyelerde yetenekli olan öğrenciler yaşamaktadırlar.

………………………………………………………………………………………. Daha ayrıntılı bilgi aşağıdaki url adresi Eski Site

www.geleceginegitimi.com


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir