Geleceğin Eğitimi ” Çağdaş, Bireysel ve Yönlendirici Eğitim Sistemi” -2003 alıntıdır. 5. Bölüm:

          ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK EĞİTİMDE, YAPILACAK DÜZENLEMELER

   Bilhassa eğitim, bilgi çağı koşullarına göre düzenlenmelidir. Bilgi çağı bireyleri ön plana çıkarılmalıdır. Bilgiyi insanlar, ürünü makineler üretir. Bu nedenle her alanda bilimden, teknolojiden, iletişimden vb. Çağa uygun yararlanmak eğitim sisteminin esaslarını oluşturmalıdır. Çağdaşlaşmanın Atatürk’ün dediği gibi Medeni ve Gelişmiş Ülkeler seviyesine gelmenin koşulu, her alanda makineleşmeden, robot teknolojilerinden, sanayii ve endüstrinin yararlanacağı teknolojik araç ve gereçleri, Otomobil, Uçak, Silahlı Kuvvetlerinin Araç ve gereçleri, bilgisayar, uzay bilimleri alanında, denizcilik alanında….. Her türlü çağın teknolojilerini dışardan alan değil kendi gücü ile yapan ve markalaşan özel Türk Firmalarına kolaylıklar sağlayıp teşvik ederken, bazı stratejik olanları da devletleştirmek esas alınmalıdır.

     Çağdaşlaşmanın Çağdaş Eğitimin amacı bu olmalıdır.

   Programlar yöresel olmalıdır. Ülkemizdeki iklim koşulları ve toprak analizi sonuçları ve birçok bilimsel çalışmaların dikkate alınarak mesleki eğitim yapılandırılmalıdır. İleride ayrıntılı olarak açıklanacağı gibi yörelerin, illerin coğrafi konumları, gelişme durumları ve gerçeklikleri dikkate alınarak, öncelikli o yörede işe yarayacak mesleki ve mesleki teknik eğitim programlarına yerinde eğitim ve uygulama dikkate alınarak; ağırlık verilmelidir.
Ülkenin, bölgenin ve bulunduğu ilin koşullarına uygun, ihtiyaç duyulan meslekler de aragücü ve nitelikli kalifiye elamanların yetişmesini hedefleyip, gerçekleştirmelidir. Süreç içinde uzmanlaşmaları sağlanmalıdır.

     İllerden, yörelere; yörelerden, bölgelerin; ihtiyaçlarına uygun ve ülkemizin genel ihtiyaçlarına uygun tüm alanlara/programlara yer verilerek; ekonomi, istihdam, üretim gibi sorunlarını çözücü, her bireyin üretken hale getirildiği ve bunun sonucu illerden başlanarak, ülkemizin üst düzeyde gelişimine katkı sağlayacak biçimde genel bir seferberliğin başlatılarak, eğitim programlarının ihtiyaç, işe yararlılık toplum yararı gibi üretkenlik gibi koşulları ön plana alacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.(DPT) Programlar ağırlıklı olarak yöresel olmalı ve ülke genelinde daha az sayıda ihtiyaçlara uygun programlara yer verilirken; özelliği yönünden bu güne ve geleceğe yönelik ülkemiz talepleri karşılayacak özellikte olmalı; süreç içinde dünya ülkeleri ile yarışacak koşulların oluşturulmasını, olmazsa olmazlarımızdan olmalıdır.

   Programlar, öğrencinin işine yaramayan, yaşantısında ve gelecekte kullanamayacağı, lüzumsuz bilgilerden arındırılmalı; öğrenciyi bıktırıcı, soğutucu yıldırıcı ve ağır müfredatlar bakımından, topluma yararlı birey olmanın gereklerini çağdaş insanı profilini oluşturucu, temel bilgi ve kültürün aktarıldığı insani özelikleri kazandırmaya yönelik bilgiler dışında gereksiz bilgilerden arındırılıp, sadeleştirilecek, şekilde gerekli içerik ve süre düzenlemeleri yapılmış olmalıdır.


   Dünya ile entegrasyonun sağlanmaya çalışıldığı ve ülkemizin AB’ ye geçiş sürecinde yaşadığımız, ulusların globalleşmeye çalıştığı bir çağda yaşıyoruz. Bu çağa geçişte, globalleşen dünyada yerimizi almamız gerekmektedir. Bu amaçla insanlarımızın kendi yakın çevresinden başlayarak, ülkemizde, Avrupa Ülkelerine ve dünyaya uyum sorunlarını yaşamaması için eğitim sistemimizi, bugün İskandinav ve Avrupa Topluluğu ülkeleri ile ( özellikle Almanya’da) uygulanan yönlendirme boyutu ve ABD ’de uygulanan bireysel-yerel boyutu da dikkate alarak, İllerden başlanarak, Bölgelerimizin koşulları dikkate alınarak, ülkemiz koşulları ile birleştirilip, illerimize ve yörelerimize uygun mesleki, teknik ve işe hayata hazırlayıcı programlarının eğitimde yapılacak düzenlemeleri n hayati olacağı ve önemsenerek, gerçekleştirmenin gerekliliği öncelikli olarak ön plana alınmalıdır. Ayrıca bu günkü eğitim sistemi ve eğitim şekli bireylerin kendilerini her zaman geliştirip, yenilemesine olanak tanımamakta ve bu nedenle topluma yarar getirecek, üreterek üretime katkıda bulunup ülkesini geliştirmeyi sağlayacak bireyler topluma kazandıramamaktadır. Bunun yerine diplomalı işsizler ordusunu yetiştirilmektedir. Bu durum ülkemizde büyük sorunlar yaşamamızla kalmamakta, dünya ülkelerince yanlış tanınmamıza Avrupa ve Dünya ile entegrasyonda güçlükler yaşamamıza neden olacaktır. Eskiden olduğu gibi DPT ve 5 Yıllık Kalkınma Planları ve Devlet İstatistik Enstitüsü ( Sonradan TUİK olmuştur) verileri dikkate alınarak Türkiye’ deki her aşamada ki özellikle Mesleki ve Mesleki Teknik Eğitim ve Yükseköğretim Programına kaydı yapılan öğrenciler, kaydı yapıldığı ve mezun olacağı yıl dikkate alınarak; yapılan planlama ile mezun olduğu an sınavsız istihdamı sağlanmalıdır. Bu hususun, Milli Eğitim Politikası olması için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.)DDK İşlerlik kazandırılarak, denetleme önemsenmelidir.


    Süreç içinde dünyadaki eğitim birliğine geçişte, her yörenin ve ilin eğitim koşulları uygun programlarda, çocuklarımızın ve gençlerimizin bireysel özelliklerine uygun çok değişik programlardan mezun olmaları dikkate alınarak; yetiştiği programlarla ilgili mesleklerde istihdam edilmeleri sağlanmalıdır. Üretken ve bulunduğu ilin üretimine katkıda bulunacak kalifiye elemanlar yetiştirerek, toplumun ülkenin kalkınmasına çalışarak katkı sunacak ve daha çok çalışarak; ancak her bireyin çalışması ile ülkemizin kalkınacağı ve gelişmiş ülkeler seviyesine erişeceğimiz asla unutulmamalıdır.

     İlerde ayrıntılı değineceğim, yıllarca haksızlığa uğrayarak, elenen ve mağdur edilen üniversite mezunu gençlerimizin mağduriyetleri giderilmeden yani hakları teslim edilmeden, atamalarda ve istihdamda başlangıçta liyakat dikkate alınmamalıdır. Süreç içinde mağdurların mağduriyeti giderildikten sonra her kademede eğitim programlarının kontenjanları ihtiyaçlara uygun belirlendikten sonra kendiliğinden liyakat gerçekleşecektir. En önemlisi de her alanda belirlenen ihtiyaca uygun programlardan mezun olan gençlerimiz, il, bölge ve ülke ihtiyacımızı karşılayacağından; atamalarda Liyakat a gereksinim bile kalmayacaktır. Atatürk’ün de belirttiği gibi Türk Milleti çalışkandır. Bizim insanımız kendilerine iş olanağı verildiğinde, çalışarak ülkesine katkıda bulunacaklardır. Ülkemiz kısa sürede çağdaş ve kalkınmış ülkeler arasında yer alacaktır.


   Eğitim her kademede karma olmalıdır. Karma eğitim, kız erkek ayrımına gidilmeden sınıf ve dersliklerde birlikte eğitim yapılmasıdır. Pedagojik yönden ve bireylerin sosyalleşmesi, insan ilişkilerinin gelişimi, ayrımcılık ve farklılık duyguları yerine eşitlik duygularını geliştirdiği için çok sayıda yararı bulunmaktadır. Kız ve erkek ayrımcılığı birçok konuda olumsuzlukla birlikte ayrımcılığa ya da dışlanmaya kapı aralamakla kalmaz, cinsel ayrımcılığı, akranlar arası sosyalleşmeyi, sağlıklı aile yapısının oluşumunu vb. Engelleyerek, birçok olumsuzlukları tetikler. Bu durum göz ardı edilmemeli, önemsenerek karma eğitim eğitimde olmazsa olmazları oluşturmalıdır. Sosyalleşme ve sağlıklı bir toplum yapısı, karma eğitimden geçer… Bu nedenle, günümüzde ve gelecekte de kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim aldığı; karma eğitim, esas alınmalıdır.


     Bilgi Çağını yaşadığımız şu günlerde, bilginin kazanılması kadar bilginin üretilmesi ön plana gelmiştir. Bilginin üretilmesi ile de bilgili bireylerin yetiştirilmesinin önemini arttırmıştır. Çünkü çağımızda ürünün çabuk, kaliteli ve seri üretimini makineler, çağın makinelerini üretmek için gerekli bilgiyi ise alanında nitelikli yetişmiş insan gücü üretmektedir. Bilginin üretiminde, nitelikli bilginin üretilmesi esas alınmak gelişmede zorunlu olmaktadır. Tüm bu nedenlerle çağımızda, insanlar edindikleri nitelikli bilgilerle, ürettikleri makinelerden ya da robotlardan yararlanarak; nitelikli üretimi gerçekleştirmektedirler. Nitelikli bilgi, insanın nitelikli yetişmesi ve yetiştirmesi ile gerçekleşir. İnsanın iyi yetişebilmesi, kendini gerçekleştirip, kanıtlayabilmesi, bireysel ayrıcalıklarına uygun hazırlanmış çağdaş eğitim programları ile gerçekleşir. Bu amaçla her bireyin bireysel ayrıcalıklarına uygun yetiştirilmesi, gelişmeleri ve üretken bireylere dönüşümleri; çağımızın eğitim sistemlerinde hedeflenmekle kalınmamalı; çağdaş eğitimin olmazsa olmazlarını oluşturmalıdır
.

    Ülkemizde üretilen Deniz ve Tarıma dayalı tüm ürün ve mahsulleri dikkatle toplamaktan, ambalajından, taşınmasına kadar, otomobil montajına ve ilaç dağıtımına kadar robotik çözümleri, çeşitli sektörlerde üretkenliği geliştiriyor, güvenliği artırıyor ve daha fazla esneklik sağlıyor. Çağımıza ve geleceğe yönelik olarak her alanda geliştirilen robotların güçlü ve insan odaklı olarak üretimde yer alması sonucu öğretilmiş ve yüklenmiş işlemleri ve hareketleri verilen komutlar hızlı, güvenli, seri ve ekonomik olarak, sorunsuz yerine getirmeleri sonucu; özellikle insanlar için tehlike arz eden ve insan sağlığını olumsuz etkileyen ortamlarda kullanımını kolaylaştırmaktadır.

     Yine insan zekasının ürününü oluşturan ve insanı taklit eden ve işlenen veriler ve üst düzeyde bilişsel becerilerin yapılmasını sağlaması, bazı görevleri noksansız yerine getiren, Yapay Zeka bir çok alanda işleri kolaylaştırırken; insan zekasının üstünde mantıksal, matematiksel bilgileri öğrenmesi ve taklit becerisinin yüksek olması nedeniyle, kontrolden çıkması ve denetimin yitirilmesi koşullarında bazı risk unsurlarını ve etik sorunları nedeniyle temkinli yaklaşılmaktadır. Ancak yaratıcılık gerektirmen ve belli kalıplarda işlevlerin yüklenerek, akıllı uygulamaların işlendiği robotlar ve yapay zekanın kontrolünün sağlandığı durumlarda sanayii, endüstri, turizm, lojistik, taşıma, teknolojide, özellikle eğitim materyalleri, uzaktan eğitim modellerinde vb. çok sayıda alanda kullanılmaktadır. Bir ülkede teknolojik ilerlemenin ve özellikle endüstri alanlarında en önemli unsurlarını oluşturmaktadır.( Endüstrinin 4.0 olması)

   Günümüz üretilen ürünleri seri, kusursuz ve çok daha kısa sürede üretmesi dikkate alındığında üretimde rekabet koşulları bakımından, robotlar ve yapay zekayı çok önemli noktalara taşımaktadır.  Sanayinin her noktasında montaj, otomasyon, kaynak, otel ve restorantlarda, taşıma ve lojistik vb. çok sayıda alanlarda, ihtiyaç duyulmakla kalmayıp, birçok insanın yapacağı işleri daha seri, hızlı ve kaliteli yapacağı iş ve işlevlerden dolayı,  tercih edilirken, işsizlik sorunlarına sebep olacağı endişesini de birlikte taşımaktadır. Bu nedenlerle bu alanlarda çok hızlı olarak yatırımlar yapmak, çağımızda ve gelecek önem arz etmektedir. Robotlaşmaya çok hızlı bir geçiş yapılmaması halinde çağdaş ülkeler arasındaki aşılan mesafelerin telafisi imkansız hale gelebilecektir.

.   Bu amaçla teknoloji, sanayii, endüstri vb. alanlarda olduğu gibi tarım ve hayvancılıkta da çağdaş bireylerin yetiştirilmesi, diğer bir değişle bilimsel tarım ve hayvancılığın nitelikli teknisyen, tekniker ve mühendislerle gerçekleşeceğinin bilincinde olarak, buna uygun eğitim programlarının illerin, bölgelerin ve ülkenin koşullarına, arz ve talep dengesini karşılayacak biçimde planlanması, üretken, verimli ürünleri yetiştirecek kalifiye ve uzman bireylerin yetiştirilmesi, hedeflenip, esas alınmalıdır.

    Çağdaş eğitimde, çağın bilimsel ve teknolojik gelişmeleri dikkate alınarak, uygun düzenlemeler yapılmalıdır. Ülkemizde, yabancılara muhtaç olmamak için her alanda, özellikle tarım ve hayvancılıkta, kendisine yeten hatta başka ülkelere ihraç eden ülke olarak, devamlılığı sağlamak için bilimsel ve modern tarım ve hayvancılığa geçmenin önem kazandığı dikkate alınarak, çağdaş teknolojilerden yararlanarak, üretimi arttırmak için çaba gösterilmelidir. Dünya nüfusu arttıkça ülkemizdeki ekili toprakların, su kaynaklarının da öneminin artacağı göz önüne alınarak planlı, sistemli, çağdaş teknolojilerden yararlanmakla kalınmamalı; üreticileri destekleyici önlemler almak da devlete düşün görevlerden olmalıdır.


   Her alanda gelişmemizin en belirleyici koşulu bilimsel yöntemlerle, ihtiyaç duyulan insan potansiyelinin de çağdaş yetiştirilip, çağdaş birey olarak bilgi ve davranışlar kazanması için, demokrasiyi ve insan haklarına inanan, özümseyen ve uygulayan, ülkesinin çıkarlarını kendi çıkarından önce sayan, koruyup, gözeten, ülkesini seven, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti ilkelerini benimseyen, Atatürk’ ü görüşlerini, ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen, bilimsel ve hür düşünce gibi erdem olan davranışları kazanmış ve eyleme dönüştüren üretken ve verimli ve demokrat bireyler olarak yetişmeleri hedeflenmelidir.


     Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır. Jeopolitik önemi dışında, akarsuları, çeşit çeşit madenleri ve iklimi vb. özellikleri ile dünyada ender özelliklere sahip bir ülkedir. Bu değişik özellikleri dikkate alınarak; eğitim sistemimizde yapılanmaya gidilmelidir. Çağın teknolojik ve bilimsel gelişmelerine uygun her bölgenin özellikleri ile bütünleşen ve her bölgenin, her ilin sosyal-ekonomik koşulları dikkate alınarak eğitimde yeniden yapılanmalara ve düzenlemelere gidilmelidir. Yıllardan beri hükümetleri ve eğitim politikalarını belirlemede etken olan dış güçlerin ve yerli temsilcilerin, eğitim sisteminde yanlış ve ülke kalkınmasının yolunu tıkayan düzenlemelere dur demenin zamanı gelmiş ve geçmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarının, bizzat o eğitim kurumunda görev alanlarca belirlenmesi önem kazanmaktadır. Hiçbir yabancı yapı, başka bir ülkenin gelişip ve kalkınmasını istese bile nereye kadar isteyebilir……


   Burada bir gerçeklikle ilgili bir örnek vermekte yarar görüyorum. Ülkemizin çevresindeki ülkelerin tamamında petrol çıkarılırken, tüm bu ülkelerin ortasında kalan ülkemizde petrolün sınırlı sayıda illerde bulunduğu varsayımı. Ne kadar gerçekle bağdaşmaktadır. Takdir değerli okuyucularımın… Ayrıca ülkemizde boraks gibi çok sayıda maden çeşitliliği vardır, gelecekte teknolojilerde bu yeni ve bol miktarda olan madenlerle ilgili bilimsel araştırmalar yapılarak, yararlanılması için mesleki ve teknik eğitim önem kazanmaktadır.
   Ancak ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olması nedeniyle eğitim sistemimizde yapılacak düzenlemelerle, deniz kıyılarında bulunan illerimizde mutlaka Denizcilik Meslek ve Mesleki Teknik Eğitim Liselerin den başlanarak, Denizcilik Bilimleri ve Denizcilik Bilimleri Üniversiteleri denize kıyısı olan tüm illerimizde acilen kurulmalıdır. Ülkemizin gelişip, kalkınmasının en önemli ayağı bu düzenlemeler olacaktır. Daha sonra her ilin koşullarına uygun programlara, başlangıçta % 25 ile 30 başlanarak, süreç içinde aksaklıklar giderilip, gelişmelere ve açılacak yeni programlara yer verilerek daha yüksek seviyelerde yeni programlar açılmalıdır. “Bu gün geçerliliğini yitiren programların bir bölümü kapatılıp, sınırlı sayıda bırakılarak; bu yeni programlar için kullanıla bilir. Şimdi bazı illerimizden kısa örnekler verilerek, diğer illerimizde benzeri düzenlemeler için fikir sahibi olunmasını sağlamak istiyorum.


    Her Ülkenin Geleceği, ülkelerin koşullarına uygun eğitim yapılanmasından geçmektedir… Her bölgenin, her ilin sosyal-ekonomik koşulları dikkate alınarak eğitimde yeniden yapılanmalara ve düzenlemelere gidilmelidir. Ülkemizin geleceği ise ağırlıklı olarak, denizlerde ve denizcilikle ilgili bilim dallarının arttırılmasından geçmektedir…

    Yine Bölgelere/Yörelere ve illerimize uygun eğitimde: Gaziantep ili sanayide gelişen bir ilimizdir. Bu ve benzeri ilerde, bulunduğu yörenin özellikleri ve koşullarına uygun olan sanayiinin tüm birimlerinde ve gerekli meslek alanlarındaki ara gücü elamanlarının ve diğer birimlerde her düzeyde istihdam edilecek personelin yetiştirilmesini sağlayacak programlara yer verilmelidir. (Teknisyen, tekniker, mühendis vb.) Şanlıurfa ile tarım ve hayvancılık alanında gelişmektedir. ( Çukurova, Haran, Konya, Ege ve Küçük Menderes, Harran, Bursa, Ergene, Iğdır vb. Ovalar) Tarım, hayvancılık alanında sektörlerin daha çok gelişmesini sağlamak için eğitim programları bu alanlarda yetiştirilecek her kademedeki bireylerin yetiştirilmesini esas almalıdır. Gelecekte tarım ambarı olacak ülkelerden biri olarak, tarıma çağın teknolojik koşullarına uygun gerekli önem vermek de önem kazanmaktadır.

“Bölgelerimizin iklim koşullarının zenginliği ve çeşitliliği, her türlü bitki örtüsünün yetiştirilmesine uygun olduğu unutulmamalıdır. İstendiğinde Tarım ve Hayvancılıkta çağdaş, bilimsel teknolojilerin kullanılması ile dünya çapında üretken bir ülkeye dönüşümümüz hayal değildir.

  İskenderun, Mersin, İstanbul ve denize kıyısı olan illerimizde, turizm, konaklama, otelcilik, ticaret, ulaşım, lojistik, denizcilik ve deniz bilimleri teknolojileri gibi gelişen bir il ise bu sektörlerde ve alanda gelişmeyi sağlayacak ve üretimi arttıracak her seviyede elemanların yetiştirilmesini sağlayacak programlara öncelikli olarak yer verilmelidir. Diğer bir değişle deniz kıyısı olan illerde ”Turizm, Konaklama ve Otelcilik ile kalınmayarak, Denizcilik ve Deniz Bilimleri alanlarında “Teknisyeninden, Teknikerine, Mühendis ve Yüksek Mühendis’ ine kadar….” tüm elemanların yetiştirilmesini sağlayacak programlara öncelikli olarak yer verilmelidir. İstihdam alanları az ve sınırlı sayıda gelişimi sağlayacak özel ya da devlet sektörü bulunan diğer illerimizde ve yörelerde tüm bu koşullar dikkate alınırken, ham maddesi o yörelere yakın yerlerde bulunan ya da her ilin koşullarında açılabilecek nitelikteki, bazı sanayii alanları, sektörleri ve kurumları ya da fabrikalar özel sektör ve girişimcilere kolaylık sağlanarak, teşvik edilerek, bu yörelerimizde de istihdam yaratacak şekilde bir yapılan maya gidilmelidir. Bunun yanında tüm illerde küçük ve orta boy işletmeler devletin düşük faizli kredi ya da daha farklı desteği ile desteklenmelidir.
 

  Ülkemizde bu amaçla yapılan bilimsel araştırmalardan yararlanmalı, gerekiyorsa daha detaylı araştırmalar değerlendirilerek; Yedi Bölgemizin ve illerin koşullarına uygun (Sanayii, turizm, ticaret, hayvancılık, denizcilik, endüstri vb. işkollarında araştırmalar o ildeki ve ülkemizdeki Eğitim Komplekslerinin ve Kampusların bilimsel araştırma sonuçları dışında diğer illerin Eğitim Komplekslerinin ve Kampuslarının araştırma sonuçlarından da yararlanılmalıdır. Ayrıca ( Bilim adamları, araştırmacılar, ekonomistler, sanayi-ticaret odaları, Eğitim Kompleksleri, sivil toplum örgütlerinin vb.) katılımı ile oluşturulacak kurullar ve yapılacak toplantılara bu kesimlerinde görüşleri doğrultusunda kararlar alınmalıdır. “ Gerektiğinde yabancısı olduğumuz iş kollarında yabancılardan ve yabancıların araştırmalarından yaralanarak, onları olduğu gibi alıp, uygulamak yerine; ülkemizin gerçekleri ile bütünleştirilebilir. Örnek: Tekstil iş kolunda Gaziantep ilinde lise düzeyinde olacak(mesleki eğitimde uygulamaların 3308 sayılı çıraklık eğitim kanununa uygun uygulamalı eğitim ağırlıklı ve ücret karşılığı iş yerinde, iş başında eğitim koşullarına uygun olması) ne kadar tekstil teknisyenine ihtiyaç olduğu (5 yıl içinde), 2 yılık M.Y.O Mezunu olarak ne kadar tekstil teknikerine ihtiyaç olduğu ve Mühendislik Fakültesi mezunu tekstil mühendisine ne kadar ihtiyaç olduğu, Türkiye’de tüm bu sektörler yukarda belirtilen Gaziantep, Şanlıurfa ve İskenderun örneğindeki gibi il, il belirlenerek; 5 yıllık planlama doğrultusunda Türkiye’de tekstil sektöründe ne kadar elemana ihtiyaç var belirlenir. Bu doğrultuda ihtiyaca göre kontenjanlar açılır. Bu kontenjan belirlemesinde uyulması gereken en önemli kural, her sektörde ve kademedeki ihtiyaç duyulan kontenjan sayıları, eğitim komplekslerine bağlı her kademedeki kurum için belirlenen sayıyı geçmemelidir. Daha sonra dikey geçiş, açık öğretim ve benzer alanlara geçişler kontenjan fazlalıkları da bir sonraki 5 yıllık il ya da ülke kalkınma planlarına dahil edilerek, kontenjan fazlalığı, elamanın mezun olması önlenmelidir. Ayrıca aynı şekilde fakültelerde mastır ve doktora yapacak öğrencilerin de kontenjanları belirlenmelidir.
  Geleceğimiz, tüm bilimlerin evrensel gelişmelerini, ülkenin gerçeklerine ve koşullarına uygun hale getirilerek; düzenlemeler yapmaktan geçmektedir…

    Bilgiyi araştırma, bulma, öğrenme ve yararlanma, bu amaçla bilgisayar- Internet, bilişim teknolojileri gibi çağın yeniliklerinden yararlanma, bireylerin kendilerini ve çevrelerinde ki varlık ve olayları anlama, takip etme aralarındaki ilişkileri görmek, farkına varmak, önemini sezmek, araştırmak, tartışmakla doğru ve gerçekçi bilgilere ulaşılır. Kısaca çağın teknolojilerinden yararlanıp, bu bilgiler, çağdaş araç ve yöntemlerle öğrenilip, kullanıldığı ölçüde bilimsellik anlamını taşır. Çalışmaların bilimsel olabilmesi için deneysel yöntemlerle doğrulanmış belirli olgu, olay ya da konuların bütünün bir araya getirilmesi dışında yani Bilimsel Yöntem dışında geçerliliği olan başka bir yöntemden yararlanılma malıdır. Çünkü gerçek veriler bilimsel yöntemle ve bilimi rehber edinerek; gerçekleştirilebilir.
   

   Bilim ve toplumsal bir süreç olan bilimsellik, çağımızda yeni enformasyon teknolojileri, evren bilim ve genetik, iletişimde yeni gelişmelerdeki hedef evrensel bilimleri oluşturmak çabalarından kaynaklanmaktadır. Bu gün teknoloji ile ekonomi birleşerek, bilgisayar destekli tasarımı, otomasyonu; bilgi iletişimle birleşerek, bilişimi; bilgisayar eğitimde yer alarak bilgisayar destekli eğitimi vb. teknolojileri ortaya çıkarmıştır. Yani çağımız, bireysel üretim ve kişisel projeler yerine ekip çalışmaları ile kitlesel ölçekte projeler üretilmesini sağlamaktadır. Sibernetik Uzay Çağını yaşadığımız günümüzde, bütün dünyadaki insanlar gibi bilgiyi aramalı, ulaşmalı, paylaşmalı, yararlanmalıyız. Bu amaçla Internet, campu sevre vb. bilgisayar ağlarının insan yaşamına girmesi gerekir.

      Çağımızda robotların, akıllı makinaların ve yapay zekanın insan hayatına girmesi sonucu endüstri, sanayii, bilişim, teknoloji vb. İşletmelerde, havacılık ve denizcilik, otomasyon, otomotiv, savunma alanları dışında çok sayıda alanda ve sektörde kullanılması; Mesleki Teknik Eğitim Liselerinin ve bu liselerden sınavsız olarak yükseköğretim programlarına geçişlerde çığır açarak, önemini arttırmıştır. Robot ve akıllı makinalar teknolojinin gelişmesi ile ilişkili ve insanların üstesinden gelemeyeceği alan ve işlerde, deprem, yangın vb. gibi felaketlerde, eş söyleşiyle gelecekte insanoğlunun can güvenliği nedeniyle karışmakta ve el atmakta tehlike oluşturan ve zorlandığı doğa olayları ve işlerde kullanılması amacı ile tasarlanmışlardır. Robot ve akıllı makinalara yüklenen ve öğretilmiş iş ve eylemler dışındaki işlevleri ve hareketleri kontrol altına alındığı için birçok insanın yapacağı işi hızlı ve seri ve güvenli olarak yapmak gibi öğretilmiş ve tasarlanmış işlevleri yapması, birçok sektörde insan yerine kullanılmasının önemini arttırmıştır. (Maden, Endüstri, Otomasyon, Uzay, Deniz Teknolojileri vb.) Özellikle sanayiinin her sektöründe lojistik, her türlü montaj, endüstri ve robotik uygulamaların, büyük hızla gelişmesi;  bu gelişmelerden çağımızda yararlanan ve kendini geliştiren her sektörün kendi aralarında ki tatlı rekabetlerden, dünya devletleri ile rekabetinin yolunu açarak; üreticinin işlerini büyüterek, daha kaliteli ve seri üretimi sağlamasını gerçekleştirmektedir.

   Ülkemiz özellikle içinde bulunduğumuz son 20 yılda devletin elinde bulunan fabrika ve işletmelerini özelleştirip, kapatarak, dışa bağımlı bir hale gelmiştir. Yalnız sanayii, endüstri gibi teknolojinin birçok alanı dışında tarım, 3 tarafı deniz olan, sayısız göl, akarsu kaynakları, ovaları, zengin madenleri ve yedi iklim kuşağı bulunan; bu cennet ülkede tarım ve hayvancılık başta olmak üzere her alanda üretmekten çok her şeyini dışardan alan ve dışarıya bağımlı bir ülkeye dönüşmüştür.  Başta eğitimimiz olmak üzere her alanda çağın çok gerisinde kalmaya ülkemizi mahkum ederek, her alanda dışa bağımlı hale getirmiştir

     Geriye gidiş bizim kaderimiz olmamalıdır,  gün gelecek ülkemizin bu geriye gidişine son verilerek, ülkemizi, bu dışa bağımlılıktan kurtararak,  Demokratik bir sistemin özlemini çekmekteyiz. Böyle bir yönetim gelecekte ülkemize geldiğinde, umarım bu yazdıklarım gerçeğe dönüşerek, ülkemizin makus talihini yenerek; kendine yeterli olmakla kalmayıp, süreç içinde gelişen ülkelerle rekabet eden ve teknolojiyi dışarıya pazarlayan ülke konumuna geçmesi sağlanır. Bu amaçla yönetime gelecek demokrasiye ve parlamenter sisteme inanan hükümetler için ÇAĞDAŞ, DEMOKRATİK VE BİREYSEL EĞİTİM MODELİ uygulanmasına acilen geçilmesi olmazsa olmazlarımızın sihirli reçetesini oluşturacaktır.

   Ülkemiz, Yedi İklim kuşağı ile çeşitli yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olan ve üç tarafı denizlerle çevrili Avrupa ile Asya kıtaları arasında olması nedeniyle de jeopolitik öneme sahip bir ülke konumundadır. Bu önem dikkate alınarak her bölgedeki tarım, hayvancılık, madenler, sanayii, denizler vb. verimli, bilinçli ve planlı olarak önemsenip, geliştirilmesi için gerekli koşulların oluşturulması için genç beyinlerin yetiştirilmesi hedef alındığında; yalnız bugünün üretken insanlarını yetiştirmekle kalmayacağız geleceğin üretken, uzmanlaşmış kadrolarını da yetiştirerek, ülkemizi geleceğe çağdaş medeniyete taşımış olacağız. Bölgelerin koşullarına uygun eğitimde yapılanmalar oluştururken, çağın ve geleceğin bilgi, bilişim, iletişim, enformasyon, teknoloji, otomasyon, yazılım, küçük ve büyük ölçekli araçları, robotlar; bunların teknolojileri ve sanayilerinin ve markalaşmanın da ülkemizde oluşumu, desteklenmesi, özendirilmesi hedeflenmelidir ki uzmanlaşmış kadrolarımız, başka ülkelere kaçarak beyin göçü oluşmamalıdır.
Eğitim-öğretimde, bütün bu teknolojilerden yararlanarak, bilimsel düşünmeyi ve bilgi üretmeyi, bilginin insanoğlunun yararına kullanılmasını sağlayacak tüm yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Geleceğimiz, tüm bilimlerin evrensel gelişmelerini, ülkenin gerçeklerine ve koşullarına uygun hale getirilerek; düzenlemeler yapmaktan; Geleceğin eğitimi, bireylerin bireysel özelliklerine uygun olan programlarda her kademede eğitim alarak, gelişmelerinden ve uzmanlaşmalarından geçmektedir… 

                      ÇAĞDAŞ EĞİTİMDE BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ PROGRAMLARIN ÖNEMİ

     Bireyler bireysel ayrıcalıkları ve potansiyelleri dikkate alınarak, istedikleri programlara yönelerek, eğitim koşulları sağlanıyorsa; istediği ve bireysel ayrıcalıklarına uygun olan alanlarda ya da programlarda başarı kaçınılmaz olacağı için sürekli başarılı olur ve hem kendine, ailesine ve ülkesine yararlı bireye dönüşür. Yine sıcak ve sevgi dolu bir ortamda ve koşullarda büyüyüp, yaşıyorlarsa; kendini seven, güven ve özgüveni gelişmiş, yaşamı sever, herkesi sever, kendisi kadar herkesin mutluluğunu ister. Bu insan kötülük düşünemez, bu insan kimseye zarar veremez, yıkıcılık, yok etmek, tutsaklık, alıkoymak ve tüketici olmak yerine; barışı, dostluğu, özgürlüğü, yaşamı, bağımsızlığı ve üretmeyi seçer. Kendine güveni ve öz güveni gelişmiş birey, yaşamında tüm insanlara güvenmeyi; sevgi ortamında büyüyen birey, kendini sevmeyi diğer insanları sevip, saymayı, onlara değer vermeyi; olumsuz koşulların, zorlanmaların, baskının, şiddetin, dayağın girdabında boğulmayan birey, kötümser, yıkıcı, hep başarısız olamaz, kötülük ve yıkım düşünemez. İnsanların ve kendinin her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünür, üretir, paylaşır. Bu birey üretken, verimli ve sağlıklı bir kişiliğe sahip olacaktır.


    Siyasi ve dini bazı liderler, tarih boyunca sağlıksız kişilikli insanların bu psikolojik durumlarını bildikleri için hep onlardan yararlanmışlardır. Bazen olumsuz modeller olarak, bazen onlardan yararlanmak için bazı düşmanlarca tehdit ediliyoruz diyerek, tepkisel düşmanlıklar yaratırlar. Bilindiği gibi tepkisel şiddet durumu, bilinçsiz saldırganlık ve yıkıcılık yaratır. Sağlıksız kişiliğe sahip bireylerin duygularını etkileyerek, başkalarının yaşamlarını, özgürlüklerini koruyamamaları sonucu, uğradıkları zorlanmalar, haksızlıklar, baskılar ve başarısızlıkların düş kırıklığı yaşamdan nefret etmelerine, kendi yaşamlarının da tehlikede olduğunu hissederek, kendilerini savunmak için yıkımı, terörü, savaşı ve ölümü seçmelerine zemin hazırlamış olurlar. Bu tepkisel şiddet davranışları birileri tarafından engellenmeye çalışıldığında, düşmanca tutum ve davranışlarda artış olur ve bu kişilere yönelir. Genelde bireysel ayrıcalıkların tamamının dikkate alınmadan yapılan yönlendirmelerde, başarısızlık kaçınılmazdır.

Daha ayrıntılı bilgileri aşağıdaki url adresindeki Eski Kitap da bulabilirsiniz.

www.geleceginegitimi.com
  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir