Bu yasa tasarısı, komisyonlarda olduğu gibi yasalaştığında, gerçi buna ihtimal bile vermek istemiyorum. Ancak tartışılmasının yarar getireceğine inanıyorum. Psikoloji , EPH ve PDR lisans mezunlarinin, psikolojik danisma hizmetleri verebilmeleri icin  Klinik Psikoloji alaninda  Mastir yada Doktora yapmalari öngörülüyor.  Yapılsın ancak….  Kazanılmış haklar ortadan kaldırılmadan, psikolojinin tüm alt dallarında süreç içinde lisans mezunlarının mastır yapılabilmesinin kolaylaştırılması gerekmektedir. Mevcut koşullar ve yasal düzenlemelerle, lisans mezunlarının büyük bölümün mastır yapabilecekleri görüşü, pekde akılcı bir yaklaşım değildir. Klinik Psikoloji alanında mastır yapan lisans mezunu, Dört yada beş yıllık lisans üzerine, yüksek lisans yada doktora yapacak. Sonuçta aynı seviyede yada yakın eğitim almış psikiyatristin yanında kapıkulu olacak. Bu  durumu kabullenmek yerine, bu kadar eğitim sonrası akademisyen olmayı “Kendini geliştirmek ve kariyer yapmak varken;” kim tercih etmez.

Kendi yasamimdan bir örnek vereyim, 1992 yilinda bir üniversite bünyesinde PDR Programi acmayi düsündügü ve benim, psikoloji alanında başarıl çalışmalarım ve deneyimlerimden dolayi ; PDR Programinda ögretim üyesi olarak atama teklifimi, YÖK e gönderdi. YÖK mevcut yasa gereği,  en az mastir yapmis olmasi gerekir dedi.  Ben mastir icin İngilizce kursuna katildim. Ancak belirli yaşdan sonra, Mastir koşullarının gerektirdiği düzeyde İngilizce ögrenemedim. “Tabii yetenek meselesi.” Bu nedenle bu program,o üniverstede 10 yil gecikme ile acildigindan ülkemiz 10 yıl kaybetti..

      Yine gecmiste Ankara Üniversitesi Egitim Bilimleri Fakültesi Egitimde Psikolojik Hizmetler Anabilim Dali mezunlarina bilinecegi gibi  25.9.1989 tarihi,Üniversitelerarasi Kurul  un 30 sayi ve karar no:53 ile Psikolog Ünvani verilmistir. YÖK ün 1.3.1991 tarih ve 9 nolu oturumunda 01.9.267 sayılı karari ile Programin adı Rehberlik ve Psikolojik Danismanlik oldugu, bu program mezunlarinin psikolog değil Rehber Ögretmen ünvani kullanacagina karar verilmistir.  Bu kararla aynı  progm mezunlarına farklı ünvanlar verilme gibi haksız ve eşitlik lkelerine “emsal” aykırı uygulamalara tanık olduk. Oysa bu programin derslerinin büyük bölümü Psikoloji ve Psikolojik Hizmetlerler, 2 yada 3 ders, Rehberlik Hizmetleri ile ilgili dersler olmasina karsin; Bu program mezunlarının bazısına  Psikolog ünvanı verilirken, bazılarına da Psikolojik Danisman ünvanı verilmesi bile isabetli olacakken; Rehber Ögretmen ünvani kullanmalari karari verilmistir. Acilan davalar sonucu,  ayni yil ayni programdan mezun olan kisilerin bazilarina psikolog, bazilarinada Rehber Ögretmen ünvani kullanacagi kararlari cikmistir.Genelde hastanelerde görev alanlara, Psikolog; Eğtim ve farkli sektörlerde görev alanlara “ Aynı Fakülte, aynı program hatta sinif arkadasi” ise Rehber Ögretmen ünvanı kullanabieceği kararıyla, davalar sonuclanmistir.

       Ancak bu gibi düzenlemelerle,

      TARİH TEKERRÜR EDER….

      Ayni kaos bu yasadan sonra tekrarlanacaktir endişesini şimdiden yaşıyorum. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, o yillarda Egitimde Psikolojik Hizmetler yalniz Ankara Üniversitesi’nde bulunmaktaydi. “Hacettepe ve Bazı üniversitelerde açılmamıştı” Günümüzde, devlet ve özel üniversitelerin büyük bölümünd, Psikoloji ve PDR Programlarının bulunması; bu alan mezunlarını ne kadar büyük bir kaosa sürükleyeceğini düşünmek bile istemiyorum.
  

       Bu iki program Fakültelerin özelliğine göre bazi dersler farkli alınmaktaydi. Ancak,özde psikoloji biliminin alt dallari ile ilgili derslerinin yüzde 80-90 nini her iki programda bulunmaktadir”  Yasa kesinlesip yürürlüge girmeden, kisir çekismelerin kimlere hizmet edecegi ortadadir. Simdi bu cekismelerin bir kenara brakarak, kimlerin psikolojik danisma yapabileceginin, Psikoloji, EPH ve PDR alani mezunlari ve yetkililerinin uzlasarak,meslek yasasinda bu konunun netlestirilmesini, tartismaya aciyorum. Yasa ciktiktan sonra, kisir tartısmalarin kimseye yarar getirmeyecegi gibi yasanin geriye dönüsü olmayacagi unutulmamalidir.

     Bu gün her gecen gün önemi artan, Psikolog ve Psikolojik Danismanlik mesleginin “Saglik Bakanligi- Hastaneler, MEB, Adalet Bakanligi, Cocuk Mahkemeleri ve Ceza Evleri, Psikoteknik Degerlendirme Merkezleri , Özel Psikolojik Danisma Merkezleri – NLP Merkezlerinde görev alıp, alamayacakları, mevcut yasa geregi sekillenecektir.

 

        Mevcut Yasa Neler Getiriyor

 

      Mevcut  yasa Psikologlar Derneğinin öneri doğrultusunda çıktığında, bunu düşünek bile istemiyorum. O zaman, Merak ediyorum, akademisyen arkadaşlarimiz; özel kurum açmayı düşünüyor olabilirler. Ancak çağımızda en yaygın olan psikolojik sorunlarla talep edecek, kendilerinin deyimi ile hastaya “Danışmana” 15-20 dakikalık gülünç seans süreleri ile tedavi edebilecekerini düşünüyorlar. Nerede insanın sağlığı ve mesleki, etik ilkeler…

 Açıkcası, ülkemizde ki sinirli sayida Klinik Psikologla, arz talep dengesini nasil karşılaybilecekler….

      Üniversitelerde bilimsel araştırmalarla uğraşan akademisyen meslektaşarım, Bundan 15-20 yıl önce nerelerdeydiler.. Biz uygulamada, yıllarca psikolojik danışma, terapi, pikolojik testler hazırlama, psikoloji alanında bilimsel çalışmalar yapma gibi emeklerimize karşı verilen kazaılmış haklarımız gasp edilme çalışılıyor. Ülkemizde, cagimizda en çok ihtiyac duyulan    “ Psikolojik Destege her insanin ihtiyaci bulundugunun toplum tarafından kabülü benim gibi meslektaslarimin yillarca süren mücadeleleri ve çalismalari  sonucu, öneminin anlaşılması ve bu seviyelere gelmesinde katkısı neden göz ardı ediliyor”

       Cok sayida alt dali olan Psikoloji Biliminin ve Psikolojik Danisma Hizmetleri tüm sektörlerde yayginlastirilmasi gerekirken, çok sinirli bir alan haline getirilmesi düsündürücüdür.Alt dallarında uzmanlaşmaya kaşı değilim. Ancak Klinik Psikoloji alanında mastır yapmamız şansı bize verildi de bizler geri mi çevirdik. Günümüzde, alandan lisans mezunu herkese Klinik Psikoloji alaninda hemen veriliyor ya!...

       Bu alanda bilimsel araştırmalar ve çalışmalar yapan, çalışmalarının karşılığında ünvanlar alan ve kariyer yapıp, kendini geliştiren ve alanın teorisini ve deneyimlerini öğrencilerine aktaran akademisyenlerin;  acaba hepsi bu ünvanları alırken, hak ederek mi almışlardır?  Bilimsel çalışmaları, hazırladıkları testler yada yazdıkları kitapların tamamını kendileri mi yazmışlardır. Çoğu çeviri yada yarısı alıntılardan oluşmamakta mıdır? Bu ünvanları nasıl aldıkları sorularak, hak eden akademisyenler; töhmet altında bırakılıyor mu?   Akli salim akademisyenlerin akılcı ve insan eksenli düşünerek, kişisel çıkarları bir kenara bırakarak, bu konuya çözüm bulacaklarına inanıyorum

  Yıllardır Psikoloji, EPH, PDR gibi alanlarda Lisans eğitimi alan, buna karşılık psikoloji alanında yaptıkları bilimsel araştırmalar, çalışmalar, teoriyi uygulamada ve deneyimde, hatta psikolojinin bir çok alt dalında; uygulayan deneyimli alan mezunları, kendi geçimlerini sağlamanın dışında ne kazanılar elde etmişler ki…. Şimdi bu kazanımları da ellerinden alınmaya çalışılıyor. Kendilerini geliştiren bir çok alan mezunu, psikolojinin teorisini uygulamada kullanmada, iddia ediyorum  Bazı, mastır yapanlardan daha fazla kendini alanda geliştirmişlerdir. Çözümlenecek o kadar çok alternatif varken, çoğunluğu akademisyenlerden oluşan Psikologlar Derneği, yasa önerileri doğrultusunda çıktığında, tek koşul olarak teorik alanda mastır “Özellikle Klinik Psikoloji” eğitimini kıstas alan akademisyenlerin yüzleri kızarmayacak mı!...

       Düsünüyorum da kişisel çıkarları uğruna, psikoloji  alanları lisans eğitimini tarihe gömecek ve bununla da kalmayarak; ülkemizde Ruh Sagligi bozuk ve Psikolojik Sorunları çözümsüz kalan, saglikli olmayan bir  toplum ve nesiller mi yetistirilmek isteniyor.

      Bana kalirsa, kardeş programlar olan Psikoloji, EPH ve PDR Programlari arasindaki tüm farkliliklari ve engelleri kaldirici ve bu alanlarin psikolojik hizmet veren her sektörde “Devlet ve Özel Sektörlerde “yayginlastirilmasinin yolu acilmalidir. Cünkü insan unsurunun görev aldigi her sektörde, insan makine olmadigina göre, Psikolojik Danisma Hizmetlerine herkesin özellikle çağımızda, gereksinimi vardir.

      Saglik Yasasi Komisyonlarinda görev alan ilgililerin, Saglikli Bir Toplumun olusumu icin bu konuya gerekli duyarliligi göstereceklerine inanıyorum. Dernek üyelerin ise aldıkları kararları esneterek ve kazanılmış hakları koruyarak; kendi alanlarına ihanet edeceklerinin bilincine ererek, yasada yeni kararlar alma erdemini göstereceklerine inanmak istiyorum. Böyle bir davranışın, mesleğimizin gelişimi kadar, İnsanlık borcu oldugunu, millete karsi sorumluluklari oldugunu ve bu sorumluluklari yerine getirme duyarligini göstereceklerine;  meslegin etik ilkelerini dikkate alarak, objektif kararlar alacagina inaniyorum.

        Makalemi, herkesin bildigi, S.Feud’ün, katildigi bir toplantida ki su özlü sözü ile bitirmek istiyorum.

        Katilimci: Syn Freud, Psikolojik Danisma ve Terapiye bizim de ihtiyacimiz var midir

        S. Freud,  Evet, Psikolojik Danisma sürecinde, Kirlenen bacalarimizin temizlenmesi icin yilda en az birkac kez meslektaslarimiza görünmemize ihtiyacimiz vardir       Psikolog ve Psikolojik Danismanlarin da,insan olmasi nedeniyle;  psikolojik destege ihtiyac duydugunu acıklayan bu söylesiden ders çikarirsak, her insanin yilda degil, bir kac ayda bir de olsa .Psikolojik Danismaya ihtiyac duyacagi ve bu alanin yaygınlasirilmasinin ve meslek sahiplerinin önündeki tüm engellerin kaldirilmasinin gerekliligi ortaya cikmaktadir.          

    Aksi takdirde, eskiden oldugu gibi, Psikoloji,EPH, PDR vb. kardes programlara, Psikolog, Psikolojik Danisman, Rehber Ögretmen  vb. farklı ünvanların  YÖK tarafından belirlenmesi yerine Üniversitelerarası kurullarca verilmesinin yolu açılmalıdır. Bunun disinda alinan radikal kararlar Kas yapalim derken, göz cikarilarak Psikoljik Danisma Hizmetlerinde  meydani büyücü, falci, medyum vb. kisilere teslim edecegimiz gercegi, asla unutulmamalidir.

        

Mevcut Yasada Ne Gibi Düzenlemelere Gidilmelidir. Asagıdaki düzenleme konularini tartismaya acmak istiyorum

   Yasa TBMM de kabuledildi. Ancakherşey bitmedi. Düzenlenecek Yönetelikde aşağıdaki hususlar er alabilir. Yasada etkili olamaan Psikologlar ve PDR Dernği yetkililerini ve alandan meslektaşlarımı göreve davet ediyorum.

          Psikoloji, EPH yada PDR Lisans mezunlarinin yasa cikmadan önceki ve sonraki görev tanimlarinin belirlenmesi, kazanilmis haklarin  karunmasi 'Yönetmelikde yer almalıdır'

         Bu gün Psikoloji, PDR Lisans mezunlarinin diplamalainda Lisans Mezunu belirtildigi icin, kulanacakları bu ünvanlar, YÖK, dernek yada ilgili fakültelerce belirlenmemeli, Ünvanlar  görev alacaklari kurumlarin istihdam edecekleri personelin konumu ve görev tanımları dikkate alınarak, görev alacağı kurumca verilmesinin yasal düzenlemesi  'yönetmelik hükümlerinde' yer almalidir.

          Mevcut yasada  'Yasa sonrası yönetmelikte' yukarida belirtilen düzenlemelerin yapilmamasi halinde,

         Yasa  'Yönetmelik düzenlenip' yürürlüge girmeden, lisans mezunu olanlara gecici madde ile kosulsuz olarak Klinik Psikoloji alaninda mastır yapmalarinin sağlanmasi, yani  Klinik Psikoloji mastır programları bir çok üniversite yada kurumda açılarak, bir defaya mahsus, alandan mezun lisans programları mezunlarınız, sınavsiz ve kosulsuz mastir yapabilmelerinin yolu açilmalidir.

         Yillardir bu alanda calisanlarin, bilimsel calismalari, makaleleri, eserleri, sertifikalari vb. dikkate alinarak Klinik Psikologluk yapabilecekleri, Üniversitelerarası Kurul  yada belirlenecek bilimsel bir kurulca, koşullarının yasal düzenlenmesi yapılmalıdır.

       Saygilarimla

                                                                               Halil TÜRKMEN

                                                                          Psikolog Psikolojik Danisman